yeryüzünde amı olan hiç bir insana güvenilmeyeceğini gösteren güzel bir film, nişanlı olduğu kızı ailesi ile tanıştıran bir oğlan var, bu kadın bir şekilde ona aşık olan çocukluk aşkı olan kalp hastası bir oğlanla tanışıyor ve nişanlısı ile hala ilişkisi devam ederken amını ve göt deliğini bu çocukluk aşkına siktiriyor , günün sonunda nişanlısı şüphelense de kıza ulaşıp evlenmeye çalışırken , aldatıldığı kalp sorunu çeken nişanlısının çocukluk aşkını yolda yatmış olarak bulur ve hastaneye taşır , kız ise amını siktirdiği çocukluk aşını arar ve nişanlısı açar hastanede olduğunu duyunca gaza basar, yolda kaza geçirip hastaneye yatırılır ve sonunda çocukluk aşkına kalbini bağışlar.
filmlerde ağlanır mı? işte bu filmde o duyguyu tatmıştım ben
bastan sona cok guzel duygusal bi film ikincisini de cok begenmistim ben
Sevmez.
Aşk çabayı sever ama kontrollü çabayı.
Aşk yerinde egoyu darmadağın edebilecek , yerinde geri çekilip sabretmesi bilecek kadar güçlü olmayı sever.
Aşk çabayı sever ama kontrollü çabayı.
Aşk yerinde egoyu darmadağın edebilecek , yerinde geri çekilip sabretmesi bilecek kadar güçlü olmayı sever.
Arkadaşlar sizi anlıyorum. Ama siz beynin sorumluluk almaktan kaçtığı için kendince bahaneler türetip, geçici fantezik duygulardan beslenmeyi “aşk” olarak nitelendiriyorsanız bir şey diyemem. Ben iki insanın arasında sağlıklı bir şekilde kurulan ve beslenilen ve bir yandan engel olunamayan çekimlerden bahsediyorum.
Gerçi gerçek aşk için yüksek kişilik evrimi gerekiyor. Herkesin kaldıramayacağı bir şey olduğu için.
Evet Picasso’nun bütün kadınlarına duyduğu ilgi “aşktı(?)” ta ki ilhamini tüketip yenisini arayana kadar. Çünkü onun derdi üretmekti üretmeye bahane bulmak. Önüne çıkan kadınlara ilgi duymaması cok zordu. Çünkü aşkı kendisineydi.
Küçük geçici tansiyonlar da sizin için aşk olarak kabul ediliyorsa bir şey diyemem :)

Gerçi gerçek aşk için yüksek kişilik evrimi gerekiyor. Herkesin kaldıramayacağı bir şey olduğu için.
Evet Picasso’nun bütün kadınlarına duyduğu ilgi “aşktı(?)” ta ki ilhamini tüketip yenisini arayana kadar. Çünkü onun derdi üretmekti üretmeye bahane bulmak. Önüne çıkan kadınlara ilgi duymaması cok zordu. Çünkü aşkı kendisineydi.
Küçük geçici tansiyonlar da sizin için aşk olarak kabul ediliyorsa bir şey diyemem :)
birincisi geçici tansiyonlar olduğu kanısına hiçbir türlü varılamaz, söyledim yine söylüyorum insanların duygularını hislerini yaşama biçimleri farklıdır. verdiğin picasso örneğini de konuyla alakasız buldum.
bahsettiğin durum rasyonelliğe kayma oluyor nihayetinde bu da aşkın doğasına aykırı değil mi. madem mantık o kadar ön planda senin için, aşık olmak ne kadar mantıklı?
ne yazık ki yazdığın şeyler yürütülen argümana cevap olacak nitelikte değil aynı şeyi tekrar söylemişsin. bütün sanatçılar mı böyle yoksa:)
bahsettiğin durum rasyonelliğe kayma oluyor nihayetinde bu da aşkın doğasına aykırı değil mi. madem mantık o kadar ön planda senin için, aşık olmak ne kadar mantıklı?
ne yazık ki yazdığın şeyler yürütülen argümana cevap olacak nitelikte değil aynı şeyi tekrar söylemişsin. bütün sanatçılar mı böyle yoksa:)
Yine izledim ve son sahnede yine hönkğrerek ağladım ya bu film ağlatıyor beni