beşiktaş jimnastik kulübü – Kaplan Sözlük
angelo'yu yazmıştım ama o olmadı. joao mario yaratıcı kanat olma konusunda daha garanti bir isim. sadece beklediğim bek transferlerinin olmamasına üzüldüm biraz ama olsun. bu arada oxlade hamle oyuncusu olarak kadroya dahil edildi, kendisinin sakatlığa yatkınlık dışında iş ahlakı yönünden bir problemi yoktu zaten. faydalı olacaktır. şenol hocama karşı kazanmamız için sabırsızlanıyorum.
bu sene 148 bin forma satması garipsenmiş. ne bekleniyordu?

elimde türkiye'deki gerçek taraftar sayısına dair bir veri var. 2-3 sene önce 5 milyon civarı passolig sahibi olduğunu görmüştüm tüm takımlar için, bunlardan 4 milyonu beşiktaş, fener, trabzon ve g5tö taraftarıydı. şimdi bu sayıdan, yüzde 20 düşün çünkü bunlar esas taraftarların misafirleri olabilir, şimdi çıkan sayıya da bir yüzde 50 ekleyin, bunların da takımlarını uzaktan destekleyen, gerçekten alaka duyan ve para harcayan taraftarlar olduklarını düşünelim.

beşiktaş için bu sayı passolig sayısında 900 bindi, hesaba göre sadece 1 milyon 80 bin taraftarımız var. yaklaşık yüzde 15 taraftar almış formayı, sene içinde bu sayı çıksa çıksa yüzde 25'e çıkar optimum senaryoda. benim harcama gücüm var, temmuz ayından bu yana beşiktaş için harcadığım para kombine, forma ve bein yenilemesi 46 bin lira. şimdi bu evimin 2 aylık mutfak, fatura ve site aidatı harcamasına denk geliyor. insanların bu kadarının harcayabildiğine bile sevindim ben.

öyle 20-30 milyon taraftarımız, sosyal medya takipçi sayımız falan diye zırvalayan görürseniz siktiri çekin içinizden.

tux
fenerlilerin bu ithamından bıktım. olm biz diyoruz ki g5tö bizden çaldıklarıyla kendini inşa etti, tüm varoluşu yağmalanan şampiyonluklarımız. dolayısıyla bunların sikilmesi hoşumuza gidiyor. siken rakibimiz fenerbahçe veya trabzonspor olsun fark etmez diyoruz. fenerbahçe veya trabzonspor ile bundan öte bir yakınlığı yok camianın.

beşiktaş dışında kalan bu 3 camia ölürse; g5tö'nün mezarına işeriz, fenerbahçe ve trabzonspor'u bir iç çekmeyle, rakipsiz kaldık diyerek anarız.

yine de rekabet anında yaptıklarımızı kurnazlık olarak nitelendiriyorsanız siktirin gidin. bu akşamki maç için de düşüncemi belirttim maç başlığında.

korchagin
her şeyi acımasız şekilde üstüne alınma. bjk taraftarı ile değil yönetimlerinizin uzun süredir davranış şekli bana göre yazdığım gibidir. ki bundan siz de memnun değilsiniz. fikret orman büyük başarılar yaşamış olsa bile arkasında net olumlu bir tavır yok mesela. bana azizde nhaber ver diyeceksin aziz ve alinin başkanlık süreleri akpnin genel başkanlığı gibi uzun sürüyor ve iyi-kötü şeyler yaşanma ihtimali de artıyor ama buna rağmen çoğu konuda sportif başarı hariç daha düzgün bir duruş var.

çarşı da eski çarsı değil yönetime rağmen işleri başaracak. keza fener tribünleri de iyi değil ama yönetim bazında duruşlar daha net.

tux
fenerbahçe başkanlarının duruşlarını kuvvetlendiren şey kendi güçleri. beşiktaş'ın iç siyasetindeki bölünmüşlük çok fazla. ali koç bizde olsa ilk dönemini bile tamamlatmazdı aile. rahmi koç neden hiç girmedi bu işlere? aslında adam türk futbolundaki ilk gizli ve açık sponsordu. beşiktaş tribününün diline düştüğün zaman iflah olmuyorsun. fenerbahçe'de bu yok, hiçbir başkanınız taraftar gözünde taşak oğlanı olmadı. olm bizde seba küfür yedi lan. hal böyleyken yönetimlerimiz fenerbahçe yönetimleri kadar siki taşağına denk olamıyor. siyasetle aralarını iyi tutmaları gerekiyor iktidarlarını korumaları için.

çarşı'ya gelirsek, açıkçası çarşı 20 yıldır tribünde veya siyasette kendi gösterisinde. şu an ciddi taraftarlar arasında iyi anan yoktur çarşı'yı, tribünde de çarşı'nın sesi çıkıyorsa delikanlım dinlersin, bazıları kupalara bazıları şampiyonluğa dinlersin, olmaz olsun şampiyonluklar kupalar dinlersin. tamamen arabesk. bomboş. beşiktaş tribünü münferitlerden oluştuğunda daha kahredici bir tribün. o ruh geçen sezon kupa yarı finalinden itibaren başlayarak yeniden doğdu. iyi izleyin. fikret orman'a teşekkür ediyorum çarşı'yı siktir ettiği için.
sivas, 10 kişi kalmış trabzon ve eyüp. bir gün büyük sıçacağız ama henüz sıçamadık. bir şekilde en az kayıpla devreye atmamış lazım kendimizi.
bodo deplasmanında bu sezon da mahvolacağız gibi, yani bu adamlara karşı doğru oyun derinde beklemek ama işte bu adamlar yakaladıklarını atıyorlar, porto'ya karşı bile 1-0'dan gelip 2-1 öne geçtiler şimdi ilk yarısı biten maçta. adamlar gerçekdışı güzellikte bir senteze sahipler: muhteşem oyun ve suni çim. gronbaek ayrılınca güç kaybetmişlerdir diye düşündüm ama alakası yok. çok sağlamlar.

grupta maksimum 1 puan alırız dediğim iki maç iç saha frankfurt ve bodo deplasmanı. yarınki ajax maçı çok kritik, zor görünen maçlar içinde şansımızın tutabileceği en net maç.
beşiktaş'ın 95-2016 arası dönemi bizim kuşağı sertleştirdi ama 2016 sonrasına alışık kuşak için de acaba 2021 şampiyonluğuyla başlayıp 2042 şampiyonluğuyla biten bir sertleşme dönemi gerekir mi diye merak etmiyor değilim. yine böyle bir döneme girersek sonuna ömrüm yetmez, onu biliyorum.

hadi benim sadece hevesim kaçtı ama sertleşmemişler takımı bırakır gider.