en sevdiğiniz şiirler – Kaplan Sözlük
Yürü bre ehli deve endamını göreyim.
Sensiz geçen gecelerin ecdadını sikeyim.
Mecnun gibi top muyum bir am için öleyim.
Leylayı da sikeyim mecnunu da sikeyim.
Bana yar olmayan karının izzetini itibarini sikeyim.
Yansın karıların alayı su veren itfaiyenin hortumunu sikeyim.
Düşmüşüz bir orospunun belasina,
Koymadik diye taaa amının ortasina.
Kader böyle yazmış hatırasına,
Ben böyle hatiranin hikayesini sikeyim.
Kerem dagları deler bir amcık uğruna,
Aslı gitsin de, ona buna vurdura.
Bir kari için değer mi hiç bütün bunlara,
Her taraf amcık dolu mala iyi vurana.
Fuzuli am pesine düştün gurbete.
Am serindir, am derindir, şifa verir Millete.
Ye kebabı, iç şarabı, vur karpuz göte.
Bu gidişle, yarrrağımı gidersin cennete.

-Neyzen Tevfik
TALAT'IN TABUTU ÖNÜNDE

Alnındaki ter, bir vatanın döktüğü terken,
Nabzındaki kan belki de bir nesle yeterken,
En sonra, şu torba kemik sen misin? anlat!
Biz dipdiri verdik seni bir devlete tal'at!
Takriben adamlık sana yetmezdi, tamamdın,
Sen kitle adam, millet adam, bayrak adamdın.
En sevdiğin insan senin, çıplak olandı;
Şanlar, senin ölçünle palavraydı, yalandı.
İnsanların insanlara verdikleri şanlar,
Göğsünde kalır, kalbine girmezdi nişanlar.
Asla derileşmezdi vezir esvabı sende
Sen zorla büyüktün, ne kadar istemesen de…
En sonra eğildinse de kurşunla eğildin,
Altınlar akarken de züğürt ölmeyi bildin.
Neymiş sana heykel? ne demekmiş sana türbe?
Arkanda kalan tertemiz ismin yetişir be!

Bu şiiri Mithat Cemal Kuntay benim için yazmıştır
The sun descending in the West,
The evening star does shine;
The birds are silent in their nest,
And I must seek for mine.

Kurbanı oldum bir hiçin,
Görmem yüzünü sevincin...
Niçin güzel yârim, niçin
Seni benden ayırdılar?
- Sabahattin Ali
asla beraber olamayacagiz.
ayni evi, ayni teni paylasamayacagiz.
ayni masada oturmayacagiz.
hatta ayni sehirde bile oturmayacagiz.
belki bir gün son kez gorusecegiz, ikimiz de bunun son oldugundan habersiz.
son kez el ele gezecegiz, belki de son kez söyleyecegiz birbirimizi sevdigimizi.
yine beraber planlar yapip, tutamayacagimiz son sozleri verecegiz birbirimize.
ve elbette yollarimiz yine ayrilacak bir gün.
sonra aramiza sehirler girecek,
hic karsilasmayacagiz.
tesadufler bile bir araya getiremeyecek.
sonra da belki birimiz olecegiz, digerimiz bunu hic bilmeyecek.

nazim hikmet
Wo bleibst du?

Warum muß ich im hoffnungslosen Zeiten
im Stillen der Mitternacht an dich denken,
weiß ich nicht.
Ich schaue Deine meeresblauen Augen
die mich in ihre Tiefe ziehen
und ertrinke darin wie in einem Ozean.
wenn ich deine roten Haare zärtlich streichele
verbrennen meine Hände.
Plötzlich erinnere mich die Kraniche
die über uns Hochfliegen und Hoffnungen tragen
die Briefe, die ich nächtelang geschrieben habe
- welche unsere Geschichte sind -
aber niemals angekommen sind
und seitdem, ich Dich in mir verloren habe
die Leere, die in mir ist, wird immer große
obwohl ich Hoffnungen füllen möchte
die wohl nie voll gefüllt werden.

NERDESİN?

Niye hep suskun gecelerin ortasında,
özellikle umutsuz zamanlarımda
aklıma gelirsin, bilmem
gözlerini seyrederim, deniz mavisi
çeker beni derinine, boğulurum
kızıl saçlarını okşarım, akşam güneşi
ellerim yanar
turnalar gelir aklıma birden
yüksekten uçar, özlem taşırlar
geceler boyu yazdığım mektuplar
-ki, bizim hikayemizi anlatır-
hiçbirisi adresine postalanmadılar
ve seni sende kaybettiğimden beri
içimdeki boşluk büyür, hasret doldururum
hasret doldururum, boşluk dolmaz.
Camiye gittim, ama Allah bilir niye:
Ne namaz kılmaya, ne dua etmeye.
Eskiden bir kilim aşırmıştım camiden:
O eskidi gittim yenisini yürütmeye.

Hayyam büyüktür

Ey saçları “alagorsan” kesik hanım kız!
Gülme öyle bana bakıp sen arsız arsız!

Bacağımla alay etme pek topal diye.
Bir sorsana o topallık bana nereden hediye ?

Sen Şişli’de dans ederken her gece gündüz,
Biz ötede ne ovalar, çaylar, ne dümdüz

Yaylaları geçtik, karlı dağları aştık;
Siz salonda dans ederken bizler savaştık .

Atlı