idam cezası – Kaplan Sözlük
bir hırsızın alacağı ceza dört duvarın arasına konmak. araba kundaklayan birinin alacağı ceza dört duvarın arasına konmak. bir dolandırıcının alacağı ceza dört duvarın arasına konmak. bir vatan haininin, bir katilin, bir çocuk istismarcısının alacağı ceza dört duvarın arasına konmak. kendi kızından çocuk yapıp kendi torununun babası olan sonra torununa da tecavüz eden adamın alacağı ceza ney ? doğru bildin amına koyayım dört duvarın arasına konmak.

siz şimdi sanıyor musunuz ki ekseriyeti ruh hastası geri kalanı sosyopat olan adamlar için içerde geçen süre bir şey ifade ediyor ? etmiyor etmediğini de bal gibi herkes biliyor.

en basitinden karısına tecavüz edilen bir adam, tecavüz eden adamı öldürmek istiyor. sonra ceza kanunu diyor ki, böyle bozgunculuk yapmana gerek yok kanunlara güven. sonra kanunlar tecavüzcüyü iki sene içerde tutup salıyor. ölmesi gereken ırz düşmanını iki senede salıyor. karısı tecavüze uğrayan adam çekiyor pompalıyı kendi vuruyor. sistemin adaletsizliği insanları kendi adaletini sağlamaya mecbur bırakıyor. çünkü o adamın ölmesi gerektiğini herkes biliyor.

gelip de buraya toplumu eğitelim tarzı pollyannacı şeyler yazmayınız. siz insanları eğitebilirsiniz ama bu onların eğitimi özümseyeceğini ve öğrettiğiniz değerlere uyacağını garanti etmez. bir adam akşam sokakta yürürken parkta gördüğü küçük bir kıza tecavüz etmenin yanlış olduğunu bilir. o anda o suçu işleyip işlememek adamın inisiyatifindedir çünkü öğretilen değerleri ne kadar benimsediği ona kalmış bir şeydir. fakat siz gidip de tecavüz suçunun cezasını elektrikli sandalye olarak belirleyen bir yasayı onarsanız o orospu evladının inisiyatifinde olan hiçbir şey yoktur, ya seve seve ya sike sike o çocuktan uzaklaşacaktır; bu garantidir. işte bu yüzden insanların huzurla yaşayabilmesi için caydırıcı cezalar gerekiyor.

zalime gösterilen merhamet mazluma yapılan zulümdür.
halkın yüksek çoğunluğunun desteklediği bir ceza biçimi lakin seçtikleri partiler ve yöneticiler idamın adını bile anmıyor.
kısa bir özetle gerçekleşmesi mümkün değildir. çünkü geri dönüşü veya tazmini mümkün olmayan bir cezadır. bireysel suçlarda en azından gelmemeli.

fakat topluma ülkeye veya belli bir insan grubuna yapılan ağır suçlara karşılık getirilebir. örnek işlek bir caddede terör saldırısı girişimi veyahut belli bir kesimi hedef alıp soykırım yapma amacıyla saldırma gibi durumlarda.

diğer taraftan insan yaralama öldürme taciz tecavüz gibi yaşanan olaylarda medyadan duyum alıp idam gelsin propagandası yapmak AHMAKLIĞIN EN NET HALİDİR. şiddet cinsel dokunulmazlık ve vücut bütünlüğünün dokunulmazlığı ihlali suçları işlendiğinde şayet hayatını kaybeden biri olmadıysa yaşananlar sonrasında amaç iki taraftaki insanları da topluma geri kazanmaktır. suçlular pamuklara sarılarak topluma geri kazandırılmaya çalışılmıyor tabiki caydırıcılığı aşılayacak şekilde yöntemler izleniyor.

ılıklık yumuşaklık falan olarak yorumlanması da güncel durumdan bihaberliğin açıklamasıdır. taciz tecavüz gibi yaşanan olaylarda üst sınırın idam olmasını iddia edenler bu alanda görülen davaların biz avukatlar olarak kendi gözlemlerimizle (istatistiki olmamakla beraber) lik kesiminin beraatle sonuçlandığını biliyoruz. çünkü kadınlar iftira atmaktan çekinmiyor.

öldürme işkence cinsel dokunulmazlığın ihlali suçlarında idam cezası geldiğinde yargılanan şüphelilerin unun suçsuz olduğunu düşünürsek pisi pisine idam edilecek kişi sayısı korkunç düzeyde.

toplumun manevi değerlerini zedeleyen ve gündem olan olayların önüne geçmek için ilk olarak zorunlu eğitim öğretim dönemlerinde öğretimin yanında sadece adı bulunan eğitim kelimesinin içini doldurmak gerekir. daha sonrasında yargı sistemi baştan tasarlanmalı ve gerekli kadrolar oluşturulup infaz koşulları iyileştirilmeli. iyileştirilmeli derken hapse atacağımız adamı salmak zorunda kalıyoruz ÇÜNKÜ HAPİSHANELERDE YER KALMADI.

yani konu özü itibariyle idam cezası gerekli diyenleri bu düşünceye sevk eden olaylar ve olguların en öncelikli çözümü eğitim daha sonrasında ekonomi ve yargı sistemi gelir. bu alanlarda halkın durumu iyileştiği an sorunlar tıkır tıkır çözülecektir. idam getirdim en iyimser ihtimalle sorunların çeyreğini çözdüm bile diyemezsiniz.
amerika örneği için şu açıdan bakmalıyız birincisi eyalet sisteminin getirdiği bir hukuki oluşum var toplum buna adapte. ikincisi yargı sistemleri bizimkinden farklı. üçüncüsü gelişmiş bir ülke biz gelişmekte olan bir ülkeyiz. biz yaptık olduyla hayal dünyasında yaşamayınız.
Kasıtlı cinayet suçunun cezası idam olmalıdır. Birisinin canını alıyorsan, canını vereceksin. En adil cezalandırma budur. Ayrıca, cinayet işleyenleri ömür boyu beslemek de gereksiz bir masraf.
İdam cezası, çok hassas bir olaydır. İşlerliğini doğru ve adil yürütebilmesi için kanunların çok hassas ve titizlikle işlenmesi gerekir.
Zaten kanunların hassas işlendiği bir düzende, (gerekli caydırıcı cezalar pratik olarak gerçekleştirilirse) idamı gerektirecek olayların oranı git gide düşer.

Fakat kanunların yetersiz kaldığı bir ülkede yasal idam çok tehlikelidir, adam kayırmanın ve iftiranın bol olduğu ülkede sonumu temin edebilirsiniz. Sapkınları serbest bırakan zihniyet bu defa da; sapkınları ak çıkarıp, temiz insanları idama mahkum edeceklerdir.

İdam gücü hükümetin halk üzerindeki yaptırımı da artacaktır. Sözde” Kendi canını korumak isteyen” halk hiç bir şeye sesini çıkarmamakta başlayacaktır. Arada protesto ve isyancılar da ölüme mahkum edilecektir.
gerilemeyin. İlerleyin.

İdam çağın gerisinde kaldı. Şeriattan bahsetmiyorum bile. Şeriat orijinalinde (ütopya, gerçekliği imkansıza yakın) adil bir yönetim biçimi olabilir, fakat adil ve güçlü bir otorite gerektirir. Geçmişteki mala ve güce bir noktaya kadar doymuş imparatorların bir kısmı benzer şekilde ülkeyi çekip çevirmiş olabilir. Fakat görmemiş ve lükse alışık olmayan bir insan böyle bir dünyaya girdiğinde ne olduğunu şaşırıyor, aklını yitiriyor. Şu an bu kadar gücü ve kararı bir insanın eline vermek doğru ve mümkün de değildir, o kadar donanımlı bir insan var mı? Varsa nerede? Bu sorumluluğu almak istiyor mu?
Üstelik korunacak mı?

Tek bir alan odaklı olmak yerine yapılabilecek en mantıklı şey;
- genel hayat toplum kurallarını düzenlemek.
-Bireysel ahlakı ve zihinleri toparlamak.
-Halkın haklarını bilmesi kendine değer vermesi, kendini kölelikten çıkarması
-okuma ve düşünme alışkanlığının yayılması.

Ahlak, kişilik ve kendini geliştirmenin para ile alakası
direk değildir. Birbiriyle bağlanamaz.

Zamana çağa ve insana uygun çözümleri daha mantıklı buluyorum.

Ülkenin yarısı potansiyel tehlike. Hangi birini öldüreceğiz???

Şu an İran’ın ne halde olduğunu izleyebilirsiniz.