başlığının açılmamasına şaşırdığım dizidir. ankarada geçen genelde ankaralı oyunculardan oluşan pilli bebek şarkılarıyla mükemmel sahnelere sahip olan kendini her dönemde çok sevdirmiş bir ankara polisiyesidir. hayatta daha çok sevdiğim bir dizi bulunmamaktadır.
izlersin izlersin. beğenmemen mümkün değiill.
Üstüne satırlarca yazı yazsam da öve öve bitiremeyeceğim bir dizi serisi. Özellikle başrolün kolayca Türk halkı tarafından benimsenebilecek bir karaktere sahip olması diziyi bir Türk dizisi vazgeçilmezi yapıyor.Tabi bunun yanında Ankara’nın sosyal yapısının da kattığı apayrı bir ortam var dizide. Dizinin çok doğal bir yapısı var ve öyle fantastik s**im sokum şeyler olmaması da bence gayet güzel ve farklı bir tat vermiş diziye. He bu ara uzun sözün kısası, izleyin izletin la.
-behzat
polis olmasaydım, katil olurdum. çünkü sahici bir sarsıntı sahte bir dengeden iyidir. binlerce ceset, binlerce katil ve bir evlilik gördüm.
seni, intihar etttiğin gün tanıdım kızım. seninle o gün barıştım. şimdi sadece geceleri yapayalnız ve yalınayak anlayabildiğim şeyler var. şimdi benim de yalanlara inanmaya ihtiyacım var, bütün çaresiz insanlar gibi, dağılan bir okul gibi. acılarımız da birbirine benziyor artık kızım. birbirine benzeyen parmaklar gibi; ama her birinin eşsiz bir izi var. bazen gözlerim doluyor karanlıkta ama fısır fısır konuşmaya başlıyorsun kulağımın dibinde hiç susmuyorsun. ağlamama asla müsade etmiyorsun. her şey affedildi babacık diyorsun. hiç ayrılmayacağız diyorsun. keşke hep yanımda olsaydın diyorum öyle konuştuğunu duyunca. bu kış çok kar yağar belki beraber kayboluruz diyorsun sen bana. ama kar taneleri birbirine benzemez ki kızım. cesetler de benzemez. ama bir cinayet başka bir cinayeti hatırlatır her zaman. koşan atlar, düşen atları hatırlatır. yağmur yağar, durur, tekrar başlar, yanlış yolda yürümek doğru yolda beklemekten iyidir. beşikten mezara kadar. karanlıkta herkesle çarpışabilir insan. yalan mı söylüyorum sana? affet beni kızım, affet.
polis olmasaydım, katil olurdum. çünkü sahici bir sarsıntı sahte bir dengeden iyidir. binlerce ceset, binlerce katil ve bir evlilik gördüm.
seni, intihar etttiğin gün tanıdım kızım. seninle o gün barıştım. şimdi sadece geceleri yapayalnız ve yalınayak anlayabildiğim şeyler var. şimdi benim de yalanlara inanmaya ihtiyacım var, bütün çaresiz insanlar gibi, dağılan bir okul gibi. acılarımız da birbirine benziyor artık kızım. birbirine benzeyen parmaklar gibi; ama her birinin eşsiz bir izi var. bazen gözlerim doluyor karanlıkta ama fısır fısır konuşmaya başlıyorsun kulağımın dibinde hiç susmuyorsun. ağlamama asla müsade etmiyorsun. her şey affedildi babacık diyorsun. hiç ayrılmayacağız diyorsun. keşke hep yanımda olsaydın diyorum öyle konuştuğunu duyunca. bu kış çok kar yağar belki beraber kayboluruz diyorsun sen bana. ama kar taneleri birbirine benzemez ki kızım. cesetler de benzemez. ama bir cinayet başka bir cinayeti hatırlatır her zaman. koşan atlar, düşen atları hatırlatır. yağmur yağar, durur, tekrar başlar, yanlış yolda yürümek doğru yolda beklemekten iyidir. beşikten mezara kadar. karanlıkta herkesle çarpışabilir insan. yalan mı söylüyorum sana? affet beni kızım, affet.
tekrar başladım diziye, muhtemelen bu başlığın altını tek başıma dolduracağım
Lanet 2010'da pazardan pazara kafamı dağıtan tek şeydi. Amirim benim yasıma ortak oldu ben amirimin. O eski star logosunu ve tüplü tvmizi bile özlüyorum şimdi. 14 yıl olacak be sözlük