açık konuşacağım türkiyeye gelsem sınıf atlarım. para derdim yok kira derdim yok iş derdim yok. yurt dışına ihraç yapan iki tane şirketim var. ikiside 30 yılı aşkındır sadece bizim değil bir sürü insanın ekmek kapısı. birinde artık dışa bağımlılığımız neredeyse yok. kendi makinemizi kendimiz üretiyoruz.
yine de bana dokunmamasına rağmen çok üzüldüm seçim sonucuna. insanlar yatağına aç girmesin istedim. ülkemin insanının hiç biri sokakta çöpten pazarda çürükten yemek toplamasın istedim. ben tok uyuyorum komşumda tok uyusun istedim. türkiyeye dönsem evim hazır işim hazır arabam hazır. askerliğide bedelli yaparım hiç bir şey umrumda olmaz. evimin bir manzarası var ki tüm izmir ayaklarımın altında, körfez ayaklarımın altında. benim bu ülkeye tek kuruş borcum yok. özel hastanede doğdum özel okulda okudum ama türklük bilinci ailemin verdiği eğitimden ötürü kimliğime perçinleşmiş benim bir parçam olmuş.
somada ailesine bakan madencileri hiç unutamadım. çocukları aç bir şekilde ağlarken yan odada intihar eden anneyi unutamadım, inşaat işçisi olarak çalışırken düşüpte ölen tıp öğrencisini unutamadım. benim insanım 1 ay boyunca köpek gibi çalışıp 450 dolar bile kazanamazken benim yaşadığım ülkede insanların köpeklerine aylık 1000 dolar harcamasından utanıyorum. kendi köpeğim bir yıl içinde ortalama bir türkten daha çok tavuk tüketirken utanıyorum. aklımdan çıkmıyor hiç.
ben şanslıydım. benim arkadaşım kurbandan kurbana et yerken ben neden bu kadar rahatım diye soruyorum kendime. zoruma gidiyor. babam dedem bana paranın nasıl zor kazanıldığı iyi öğretti. içim hala rahat değil. yeminler ediyorum ve de sözler veriyorum artık umursamayacağım diyorum fakat kendimi yine de ülkenin halini düşünürken buluyorum.
devleti ya da milleti kurtarmaya çalışmayın. önce kendinizi kurtarmaya çalışın gerekirse bu ülkeden çıkın. dünyayı değiştirmek istiyorsanız kendinizden başlayın. unutmayın ki ister newton ister dostoyevski olun bu insanların başarısı kendisilerinin ölümünden sonra anlaşıldı. maalesef hayat bazen değer verdiklerinizin sizin verdiğiniz meyveleri toplayabildiğini göremeyecek kadar kısa.
yine de bana dokunmamasına rağmen çok üzüldüm seçim sonucuna. insanlar yatağına aç girmesin istedim. ülkemin insanının hiç biri sokakta çöpten pazarda çürükten yemek toplamasın istedim. ben tok uyuyorum komşumda tok uyusun istedim. türkiyeye dönsem evim hazır işim hazır arabam hazır. askerliğide bedelli yaparım hiç bir şey umrumda olmaz. evimin bir manzarası var ki tüm izmir ayaklarımın altında, körfez ayaklarımın altında. benim bu ülkeye tek kuruş borcum yok. özel hastanede doğdum özel okulda okudum ama türklük bilinci ailemin verdiği eğitimden ötürü kimliğime perçinleşmiş benim bir parçam olmuş.
somada ailesine bakan madencileri hiç unutamadım. çocukları aç bir şekilde ağlarken yan odada intihar eden anneyi unutamadım, inşaat işçisi olarak çalışırken düşüpte ölen tıp öğrencisini unutamadım. benim insanım 1 ay boyunca köpek gibi çalışıp 450 dolar bile kazanamazken benim yaşadığım ülkede insanların köpeklerine aylık 1000 dolar harcamasından utanıyorum. kendi köpeğim bir yıl içinde ortalama bir türkten daha çok tavuk tüketirken utanıyorum. aklımdan çıkmıyor hiç.
ben şanslıydım. benim arkadaşım kurbandan kurbana et yerken ben neden bu kadar rahatım diye soruyorum kendime. zoruma gidiyor. babam dedem bana paranın nasıl zor kazanıldığı iyi öğretti. içim hala rahat değil. yeminler ediyorum ve de sözler veriyorum artık umursamayacağım diyorum fakat kendimi yine de ülkenin halini düşünürken buluyorum.
devleti ya da milleti kurtarmaya çalışmayın. önce kendinizi kurtarmaya çalışın gerekirse bu ülkeden çıkın. dünyayı değiştirmek istiyorsanız kendinizden başlayın. unutmayın ki ister newton ister dostoyevski olun bu insanların başarısı kendisilerinin ölümünden sonra anlaşıldı. maalesef hayat bazen değer verdiklerinizin sizin verdiğiniz meyveleri toplayabildiğini göremeyecek kadar kısa.