Çarşamba'yı bilmeyenlerin, anlayamayacağı türküdür.
Öncelikle, Çarşamba'dan devasa bir ırmak geçer. Bu ırmak bazen taşabilir de. Kentin su tahliye sistemi berbattır. Ve en önemlisi, Çarşamba çukur bir yerdir. Çukur olduğu için, aşırı yağmur yağarsa, kenti sel alır. Daha doğrusu, su dolar.
Gelgelelim, Çarşamba esasen bir Türk yerleşimi de değildir. Aslen Rum-Ermeni yerleşimidir. Fakat, soykırım sonrası ve de Türk Yunan Savaşı sonrası, yerel nüfus ortadan kaybolmuştur.
Yeni nüfusu ise, özellikle 1877'de yapılan 93 Harbi sonrası gelmiştir ve ağırlıkla Tatardır. Çarşamba'ya giderseniz, çekik gözlü, al yanaklı Tatar nüfusunu görürsünüz. Elbette, Ermeni ve Rumlar da var hala biraz, ama Müslüman oldukları için (asimilasyon), tipleri hariç, farklarını ayırt etmeniz zordur.
Ferhan Şensoy'un anlatımına göre, eskiden her evde "piyano" varmış Çarşamba'da. Muhtemelen, Rum - Ermeni nüfusla beraber medenileşen ve geride kalanların ufak Çarşambası'ndan bahsediyor. Daha sonra, göç ile beraber Çarşamba'nın çehresi aşırı değişmiştir. Çünkü, Tatarlar oldukça vahşi ve kavgacıdır.
Çok uzak olmayan zamanlara kadar, sokaklarında kadın görmenin mümkün olmadığı, başı açık tek bir kadına dahi rastlayamayacağınız kadar geri olan Çarşamba'da, bugün mini etekli kızlar yürüyebiliyor. Böyle de bir kültürel değişim olmuş.
Öncelikle, Çarşamba'dan devasa bir ırmak geçer. Bu ırmak bazen taşabilir de. Kentin su tahliye sistemi berbattır. Ve en önemlisi, Çarşamba çukur bir yerdir. Çukur olduğu için, aşırı yağmur yağarsa, kenti sel alır. Daha doğrusu, su dolar.
Gelgelelim, Çarşamba esasen bir Türk yerleşimi de değildir. Aslen Rum-Ermeni yerleşimidir. Fakat, soykırım sonrası ve de Türk Yunan Savaşı sonrası, yerel nüfus ortadan kaybolmuştur.
Yeni nüfusu ise, özellikle 1877'de yapılan 93 Harbi sonrası gelmiştir ve ağırlıkla Tatardır. Çarşamba'ya giderseniz, çekik gözlü, al yanaklı Tatar nüfusunu görürsünüz. Elbette, Ermeni ve Rumlar da var hala biraz, ama Müslüman oldukları için (asimilasyon), tipleri hariç, farklarını ayırt etmeniz zordur.
Ferhan Şensoy'un anlatımına göre, eskiden her evde "piyano" varmış Çarşamba'da. Muhtemelen, Rum - Ermeni nüfusla beraber medenileşen ve geride kalanların ufak Çarşambası'ndan bahsediyor. Daha sonra, göç ile beraber Çarşamba'nın çehresi aşırı değişmiştir. Çünkü, Tatarlar oldukça vahşi ve kavgacıdır.
Çok uzak olmayan zamanlara kadar, sokaklarında kadın görmenin mümkün olmadığı, başı açık tek bir kadına dahi rastlayamayacağınız kadar geri olan Çarşamba'da, bugün mini etekli kızlar yürüyebiliyor. Böyle de bir kültürel değişim olmuş.