erdem, insanı ve ortamı çileden çıkaran, çıldırtan, öfkelendiren; insanda nefret uyandıran başkaları varken, ya da çok acı verici ve yıkıcı şeyler yaşıyorken, ya da acının zirve noktasındayken sağduyuyu, sakinliği ve anlayışı elden bırakmadan, iyimserliği koruyarak gülümseyebilmektir. kötü şeyler yaşarken ve acı çekerken bunların senin için aklen, manen, ahlaken hükmedilir boyutta küçük kalması ve o acıyı kontrol edebilmektir. çok sevdiğiniz bir insan öldüğünde acıdan gürültü yapmak değil, derinden sessizleşmektir.
göktürk hakanı bilge kağan'ın kardeşi kültigin savaşta öldüğünde bilge kağan çok üzülür. çünkü onu çok seviyordur. köşesine çekilir ve düşünmeye başlar. şunlar dökülür ağzından: "küçük kardeşim kül tigin vefat etti. kendim düşünceye daldım. görür gözüm görmez gibi, bilir aklım bilmez gibi oldu. kendim düşünceye daldım. `zamanı tanrı yaşar`. `insan oğlu hep ölmek için türemiş`. öyle düşünceye daldım. gözden yaş gelse mani olarak, gönülden ağlamak gelse geri çevirerek düşünceye daldım. müthiş düşünceye daldım. iki şadın ve küçük kardeş yeğenimin, oğlumun, beylerimin, milletimin gözü kaşı kötü olacak diyip düşünceye daldım."
bu derin üzüntü onda uygunsuz sözlere ve davranışlara yol açmamış, hatta onu daha bilge bir insan yapmıştır. böyle bir şeydir erdem. ve yine erdem şudur ki, toplumun linç ettiği, kötü sıfatlar yüklediği bir insanı dinlemeye değer bulmak, anlamaya çalışmak ve onu topluma bakarak değil, kendi aklıyla yargılamaktır. mesele masum olması ya da olmaması değil onu adaletle yargılamak, masum olduğuna kanaat getirdiğinde ona destek olmaktır.
anlayış da bir erdemdir. anlayış aynı zamanda bir akıl, zeka, nezaket, iyi niyet, insanlık demektir. iyi niyetin incelik ve nezaketle yoğrulması, doğruluk ve adaletle muamele etme, acıyla hak edilmiş değerli şeyler, ahlaki ve manevi bütün güzel ve değerli duygular, onura ve değerlere sahip olmak, iyiyi, güzeli, doğruyu ve değerliyi el üzerinde tutmak, içinde yanlış bir şey barındırmamak ya da barınıyorsa o yola hiç sapmamak, sevgiyle yaşamak. sakinlik, metanet, sağduyu, anlayış erdemin önemli parçalarıdır. ancak en büyük erdem, sevgi ve mütevazı olmaktır. tevazudur. bütün iyi ve güzel yeteneklerine ve sahip olduğun münevver şeylere rağmen alçakgönüllülüğünü bırakmamaktır.
onur ile benzer olsa da, aynı şey değildir.
göktürk hakanı bilge kağan'ın kardeşi kültigin savaşta öldüğünde bilge kağan çok üzülür. çünkü onu çok seviyordur. köşesine çekilir ve düşünmeye başlar. şunlar dökülür ağzından: "küçük kardeşim kül tigin vefat etti. kendim düşünceye daldım. görür gözüm görmez gibi, bilir aklım bilmez gibi oldu. kendim düşünceye daldım. `zamanı tanrı yaşar`. `insan oğlu hep ölmek için türemiş`. öyle düşünceye daldım. gözden yaş gelse mani olarak, gönülden ağlamak gelse geri çevirerek düşünceye daldım. müthiş düşünceye daldım. iki şadın ve küçük kardeş yeğenimin, oğlumun, beylerimin, milletimin gözü kaşı kötü olacak diyip düşünceye daldım."
bu derin üzüntü onda uygunsuz sözlere ve davranışlara yol açmamış, hatta onu daha bilge bir insan yapmıştır. böyle bir şeydir erdem. ve yine erdem şudur ki, toplumun linç ettiği, kötü sıfatlar yüklediği bir insanı dinlemeye değer bulmak, anlamaya çalışmak ve onu topluma bakarak değil, kendi aklıyla yargılamaktır. mesele masum olması ya da olmaması değil onu adaletle yargılamak, masum olduğuna kanaat getirdiğinde ona destek olmaktır.
anlayış da bir erdemdir. anlayış aynı zamanda bir akıl, zeka, nezaket, iyi niyet, insanlık demektir. iyi niyetin incelik ve nezaketle yoğrulması, doğruluk ve adaletle muamele etme, acıyla hak edilmiş değerli şeyler, ahlaki ve manevi bütün güzel ve değerli duygular, onura ve değerlere sahip olmak, iyiyi, güzeli, doğruyu ve değerliyi el üzerinde tutmak, içinde yanlış bir şey barındırmamak ya da barınıyorsa o yola hiç sapmamak, sevgiyle yaşamak. sakinlik, metanet, sağduyu, anlayış erdemin önemli parçalarıdır. ancak en büyük erdem, sevgi ve mütevazı olmaktır. tevazudur. bütün iyi ve güzel yeteneklerine ve sahip olduğun münevver şeylere rağmen alçakgönüllülüğünü bırakmamaktır.
onur ile benzer olsa da, aynı şey değildir.