kutsal kitaplardan alıntılar – Kaplan Sözlük
Yaratılış 2/5–8 : Yeryüzünde, yabanıl bir fidan ot bile bitmemişti. Çünkü RAB Tanrı, henüz yeryüzüne yağmur göndermemişti. Toprağı işleyecek insan da yoktu, yerden yükselen buhar bütün toprakları suluyordu (Yani yağmur yerden yağıyordu.). Rab Tanrı, Adem’i topraktan yarattı ve burnuna yaşam soluğunu üfledi. Böylece Adem, yaşayan ilk varlık oldu.

eski ahit


fetis ya ali
hocam sen seversin bu başlığı
Yaratılış 1/11 : Tanrı, “Yeryüzü bitkiler, tohum veren otlar ve türüne göre tohumu meyvesinde bulunan meyve ağaçları üretsin” diye buyurdu ve öyle oldu.

eski ahit
(1-2) Sonunda Eyüp ağzını açtı ve doğduğu güne lanet edip şöyle dedi:

(3) “Doğduğum gün yok olsun,

‘Bir oğul doğdu’ denen gece yok olsun!

(4) Karanlığa bürünsün o gün,

Yüce Tanrı onunla ilgilenmesin,

Üzerine ışık doğmasın.

(5) Karanlık ve ölüm gölgesi sahip çıksın o güne,

Bulut çöksün üzerine;

Işığını karanlık söndürsün.

(6) Zifiri karanlık yutsun o geceyi,

Yılın günleri arasında sayılmasın,

Aylardan hiçbirine girmesin.

(7) Kısır olsun o gece,

Sevinç sesi duyulmasın içinde.

(8) Günleri lanetleyenler,

Livyatan'ı* uyandırmaya hazır olanlar,

O günü lanetlesin.

(9) Akşamının yıldızları kararsın,

Boş yere aydınlığı beklesin,

Tan atışını görmesin.

(10) Çünkü sıkıntı yüzü görmemem için

Anamın rahminin kapılarını üstüme kapamadı.

(11) “Neden doğarken ölmedim,

Rahimden çıkarken son soluğumu vermedim?

(12) Neden beni dizler,

Emeyim diye memeler karşıladı?

(13) Çünkü şimdi huzur içinde yatmış,

Uyuyup dinlenmiş olurdum;

(14) Yaptırdıkları kentler şimdi viran olan

Dünya kralları ve danışmanlarıyla birlikte,

(15) Evlerini gümüşle dolduran

Altın sahibi önderlerle birlikte.

(16) Neden düşük bir çocuk gibi,

Gün yüzü görmemiş yavrular gibi toprağa gömülmedim?

(17) Orada kötüler kargaşayı bırakır,

Yorgunlar rahat eder.

(18) Tutsaklar huzur içinde yaşar,

Angaryacının sesini duymazlar.

(19) Küçük de büyük de oradadır,

Köle efendisinden özgürdür.

(20) “Niçin sıkıntı çekenlere ışık,

Acı içindekilere yaşam verilir?

(21) Oysa onlar gelmeyen ölümü özler,

Onu define arar gibi ararlar;

(22) Mezara kavuşunca

Neşeden coşar, sevinç bulurlar.

(23) Neden yaşam verilir nereye gideceğini bilmeyen insana,

Çevresini Tanrı'nın çitle çevirdiği kişiye?

(24) Çünkü iniltim ekmekten önce geliyor,

Su gibi dökülmekte feryadım.

(25) Korktuğum,

Çekindiğim başıma geldi.

(26) Huzur yok, sükûnet yok, rahat yok,

Yalnız kargaşa var.”


eyüp konuşuyor, kutsal kitap
(11) Eyüp'ün üç dostu –Temanlı Elifaz, Şuahlı Bildat, Naamalı Sofar– Eyüp'ün başına gelen bunca kötülüğü duyunca kalkıp bir araya geldiler. Acısını paylaşmak, onu avutmak için yanına gitmek üzere anlaştılar. (12) Uzaktan onu tanıyamadılar; yüksek sesle ağlayıp kaftanlarını yırtarak başlarına toprak saçtılar. (13) Yedi gün yedi gece onunla birlikte yere oturdular. Kimse ağzını açmadı, çünkü ne denli acı çektiğini görüyorlardı.

eyüp'ün üç arkadaşı, kutsal kitap
(1) Başka bir gün ilahi varlıklar RAB'bin huzuruna çıkmak için geldiklerinde Şeytan da RAB'bin huzuruna çıkmak için onlarla gelmişti. (2) RAB Şeytan'a, “Nereden geliyorsun?” dedi.

Şeytan, “Dünyada gezip dolaşmaktan” diye yanıtladı.

(3) RAB, “Kulum Eyüp'e bakıp da düşündün mü?” dedi, “Çünkü dünyada onun gibisi yoktur. Kusursuz, doğru bir adamdır. Tanrı'dan korkar, kötülükten kaçınır. Senin kışkırtmaların sonucunda onu boş yere yıkıma uğrattım, ama o doğruluğunu hâlâ sürdürüyor.”

(4) “Cana can!” diye yanıtladı Şeytan, “İnsan canı için her şeyini verir. (5) Elini uzat da, onun etine, kemiğine dokun, yüzüne karşı sövecektir.”

(6) RAB, “Peki” dedi, “Onu senin eline bırakıyorum. Yalnız canına dokunma.”

(7) Böylece Şeytan RAB'bin huzurundan ayrıldı. Eyüp'ün bedeninde tepeden tırnağa kadar kötü çıbanlar çıkardı. (8) Eyüp çıbanlarını kaşımak için bir çömlek parçası aldı. Kül içinde oturuyordu.

(9) Karısı, “Hâlâ doğruluğunu sürdürüyor musun?” dedi, “Tanrı'ya söv de öl bari!”

(10) Eyüp, “Aptal kadınlar gibi konuşuyorsun” diye karşılık verdi, “Nasıl olur? Tanrı'dan gelen iyiliği kabul edelim de kötülüğü kabul etmeyelim mi?”

Bütün bu olaylara karşın Eyüp'ün ağzından günah sayılabilecek bir söz çıkmadı.


eyüp'ün ikinci sınavı, kutsal kitap
(6) Bir gün ilahi varlıklar RAB'bin huzuruna çıkmak için geldiklerinde, Şeytan da onlarla geldi. (7) RAB Şeytan'a, “Nereden geliyorsun?” dedi.

Şeytan, “Dünyada gezip dolaşmaktan” diye yanıtladı.

(8) RAB, “Kulum Eyüp'e bakıp da düşündün mü?” dedi, “Çünkü dünyada onun gibisi yoktur. Kusursuz, doğru bir adamdır. Tanrı'dan korkar, kötülükten kaçınır.”

(9) Şeytan, “Eyüp Tanrı'dan boşuna mı korkuyor?” diye yanıtladı. (10) “Onu, ev halkını, sahip olduğu her şeyi sen çitle çevirip korumadın mı? Elleriyle yaptığı her şeyi bereketli kıldın. Sürüleri bütün ülkeye yayıldı. (11) Ama elini uzatır da sahip olduğu her şeyi yok edersen, yüzüne karşı sövecektir.”

(12) RAB Şeytan'a, “Peki” dedi, “Sahip olduğu her şeyi senin eline bırakıyorum, yalnız kendisine dokunma.” Böylece Şeytan RAB'bin huzurundan ayrıldı.

(13) Bir gün Eyüp'ün oğullarıyla kızları ağabeylerinin evinde yemek yiyip şarap içerken (14) bir ulak gelip Eyüp'e şöyle dedi: “Öküzler çift sürüyor, eşekler onların yanında otluyordu. (15) Sabalılar baskın yaptı, hepsini alıp götürdü. Uşakları kılıçtan geçirdiler. Yalnız ben kaçıp kurtuldum sana durumu bildirmek için.”

(16) O daha sözünü bitirmeden başka bir ulak gelip, “Tanrı ateş yağdırdı” dedi, “Koyunlarla uşakları yakıp küle çevirdi. Yalnızca ben kaçıp kurtuldum durumu sana bildirmek için.”

(17) O daha sözünü bitirmeden başka bir ulak gelip, “Kildaniler* üç bölük halinde develere saldırdı” dedi, “Hepsini alıp götürdüler, uşakları kılıçtan geçirdiler. Yalnızca ben kurtuldum durumu sana bildirmek için.”

(18) O daha sözünü bitirmeden başka bir ulak gelip, “Oğullarınla kızların ağabeylerinin evinde yemek yiyip şarap içerken (19) ansızın çölden şiddetli bir rüzgar esti” dedi, “Evin dört köşesine çarptı; ev gençlerin üzerine yıkıldı, hepsi öldü. Yalnız ben kurtuldum durumu sana bildirmek için.”

(20) Bunun üzerine Eyüp kalktı, kaftanını yırtıp saçını sakalını kesti, yere kapanıp tapındı. (21) Dedi ki,

“Bu dünyaya çıplak geldim, çıplak gideceğim.

RAB verdi, RAB aldı,

RAB'bin adına övgüler olsun!”

(22) Bütün bu olaylara karşın Eyüp günah işlemedi ve Tanrı'yı suçlamadı.


eyüp'ün ilk sınavı, kutsal kitap
Tekvîr Suresi - 1-13

(1) Güneş dürülüp karardığında;
﴾2﴿ Yıldızlar dökülüp söndüğünde;
﴾3﴿ Dağlar sökülüp yürütüldüğünde;
...
﴾6﴿ Denizler kaynatıldığında;
gibi gibi devam eden ve,

﴾8-9﴿ Diri diri gömülen kıza hangi suçundan dolayı öldürüldüğü sorulduğunda;

bu son cümleyi barındıran ayet. şimdi bu cümle ne anlatmak istemektedir, nereye varmak istemektedir. yani eskiden diri diri gömülen kızlar bir suç mu işliyordu?

neyse merak edenler için bunun sonu

﴾14﴿ Kişi neler yaptığını öğrenmiş olacaktır.

şeklinde bitiyor. bilemiyorum altan.
Matta 19:4-5

İsa şu karşılığı verdi: “Kutsal Yazılar'ı okumadınız mı? Yaradan başlangıçtan ‘İnsanları erkek ve dişi olarak yarattı’ ve şöyle dedi: ‘Bu nedenle adam annesini babasını bırakıp karısına bağlanacak, ikisi tek beden olacak.’

6

Şöyle ki, onlar artık iki değil, tek bedendir. O halde Tanrı'nın birleştirdiğini, insan ayırmasın.”
Sultan Ahmet Mezarlığı önünde yazan, bir zamanlar laikçileri sinirlendirdiği için kaldırılması talep edilen;

"Her canlı, ölümü tadacaktır!"

oldukça etkileyicidir.