kutsal kitaplardan alıntılar – Kaplan Sözlük
kalem suresi 13. ayet

kalem suresinde kötü ve alçak insanların özellikleri sıralanır. 10 dan itibaren yazmam gerekirse.

10 – Şunların hiçbirine boyun eğme: Yemin edip duran aşağılık,

11 – Daima kusur arayıp kınayan, hep lâf götürüp getiren,

12 – Hayra engel olan, saldırgan, günahkâr,

13 – Kaba ve haşin, sonra da kötülükle damgalı (Zenim),

peki 13. ayetteki zenim ne demek biliyor musunuz, babası olmayan 'piç' anlamındadır. allahın üslubu yine şaşırtmadı.
ey kullar, dünya işine boğulmayın birbirinizi hatırlayın.

şuan uydurdum böyle bir şey var mı bilmiyorum.
Sizden öncekiler gibi sıkıntı ve zorluklar çekmeden Cennet'e gireceğinizi mi sandınız? Onlara dokunan sıkıntı ve zorluklarla öylesine sarsıldılar ki Resul ve onunla birlikte olan Müminler, "Allah'ın yardımı ne zaman?" dediler. İyi bilin ki Allah'ın yardımı yakındır.

bakara, 214.
ahzab 37:
bir de hatırla o vakti ki, o kendisine hem allah'ın nimet verdiği, hem de senin iyilik ettiğin kimseye: "zevceni kendine sıkı tut ve allah'tan kork!" diyordun da allah'ın açığa çıkaracağı şeyi içinde gizliyor ve insanları sayıyordun.

oysa allah, kendisini saymana daha layıktı. sonra zeyd o kadınla ilişiğini kestiğinde biz onu seninle evlendirdik ki, evlatlıklarının ilişkilerini kestikleri eşlerini nikahlama hususunda müminlere bir darlık olmasın. allah'ın emri fiile (pratiğe) çıkarılmış bulunuyor."

not: kur'an ayetleri diyanet çevirisi dir


Olayı bilmeyenler için:

Peygamber, Zeyneb bint Cahş’ı Zeyd bin Harise ile evli iken görür, hoşuna gider ve ona karşı içinde bir sevgi beslemeye başlar. Zeyneb’i gördüğü bir anda da “Kalpleri döndüren Allah, noksan sıfatlardan münezzehtir” der. Zeyneb bint Cahş bu sözü işitir ve Zeyd’e söyler. Bunun üzerine Zeyd de Zeyneb’i boşamak ister fakat Peygamber Zeyd’e, “Eşini yanında tut, Allah’tan kork,” der. Neticede Zeyd hanımını boşar ve sonrasında “sen öyle diyordun ama içindekini saklıyordun” (Ahzâb Sûresi:37) ayeti gelir ve böylece Muhammed Zeynep'le evlenir.
Okumaya üşenenler için kısa bir özet geçeyim. Burada islama göre miras dağıtımının oranları var gelin bir simülasyon yapalım: Bir adam ölüyor ve ardında 1 karısı 3 kızı 1 anne 1 baba kalıyor. oranlara göre: 1/ 6 1/ 6 2/3 1/ 8 (anne ve baba altıda bir kadar, kız çocukları için üçte iki, eş için sekizde bir)

Gayet normal görünüyor ama değil topladığımız zaman pay paydadan büyük çıkıyor(27/24) yani bu adamın 10k mirası olduğunu düşünürsek mirası dağıtınca adamın mirası 11k oluyor.

Bu Halife Ömer döneminde fark ediliyor ve Ömer bunun için avvliye denilen bir yöntem geliştiriyor. Bu hala şeriatla yönetilen ülkelerde uygulanır. Kitabın kendisi değişmemiş ama uygulanışı değişmiş.

Buradan anlarız ki kuranın yazarı berbat bir matematiğe sahip.
11﴿ Allah size, çocuklarınız hakkında, erkeğe iki kadın payı kadar (vermenizi) emreder. (Mirasçılar) ikiden fazla kadın iseler bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer yalnız bir kadınsa yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, anne babasından her birinin mirastan altıda bir hissesi vardır. Eğer çocuğu yok da anne babası ona vâris olmuşlarsa annesinin hakkı üçte birdir. Ölenin kardeşleri varsa annesinin payı, vasiyetten ve borçtan sonra altıda birdir. Babalarınız ve oğullarınızdan hangisinin fayda bakımından size daha yakın olduğunu bilemezsiniz. Bunlar Allah tarafından konmuş paylardır; şüphesiz Allah ilim ve hikmet sahibidir.
﴾12﴿ Yapacakları vasiyetten ve borçtan sonra, eşlerinizin, çocukları yoksa, bıraktıklarının yarısı sizindir. Çocukları varsa bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Çocuğunuz yoksa sizin de, yapacağınız vasiyetten ve borçtan sonra, bıraktığınızın dörtte biri onlarındır. Çocuğunuz varsa bıraktığınızın sekizde biri onlarındır. Eğer bir erkek veya kadının, annesi, babası ve çocukları bulunmadığı halde malı (diğer) mirasçılara kalırsa ve bir erkek yahut bir kız kardeşi varsa, vasiyetten ve borçtan sonra her birinin payı altıda birdir. Bundan fazla iseler üçte bire ortaktırlar. Kimse zarar görmesin; Allah’ın hükmü budur. Allah her şeyi bilendir, hilim sahibidir.
Vaiz 1:16-18 tanah

16 Kendi kendime, “İşte, bilgeliğimi benden önce Yeruşalim'de krallık yapan herkesten çok artırdım” dedim, “Alabildiğine bilgi ve bilgelik edindim.” 17Kendimi bilgi ve bilgeliği, deliliği ve akılsızlığı anlamaya adadım. Gördüm ki, bu da yalnızca rüzgarı kovalamaya kalkışmakmış. 18Çünkü çok bilgelik çok keder doğurur, bilgi arttıkça acı da artar.

Cehalet mutluluktur. Çünkü çok bilgelik çok keder doğurur, bilgi arttıkça acı da artar.

Ahzab - 53 kuran (diyanet)

Ey iman edenler! Size izin verilmedikçe Peygamberin evlerine girip de yemeğin hazırlanmasını beklemeyin; fakat yemeye çağırıldığınızda girin; yemeğinizi yiyince de hemen dağılın, söze dalıp oturmayın. Bu davranışınız peygamberi rahatsız ediyor, size söylemeye çekiniyor, oysa Allah hak olanı açıklamaktan çekinmez. Peygamber hanımlarından bir şey istediğinizde, onlar perde arkasında iken isteyin; bu sizin kalplerinizin de onların kalplerinin de temiz kalması için en uygunudur. Resûlullah’ı üzmeye hakkınız yoktur, kendisinden sonra ebedî olarak eşleriyle de evlenemezsiniz, sizin bunu yapmanız Allah katında büyük bir günahtır.

kuran gibi geçmişten günümüze milyonlarca insanın inandığı bir kitapta böyle kişisel bir meselenin geçmesi biraz garip gibi. benim düşünceme göre zaten kuran muhammed tarafından yazıldığı için bu ayette sıkıntı görmüyorum ama müslümanların bu ayet hakkında fikirlerini merak etmiyor değilim. bu arada ne yalan söyleyeyim bu ayeti ilk kez okuduğumda fena gülmüştüm.