marshall sahlins – Kaplan Sözlük
ilk kez karşılıklık ve yeniden dağıtım isminde kapitalist sistem dışında iki değiş tokuş biçimine vurgu yapmaktadır ve bu değiş tokuş biçimlerini kuzey amerika'da bulmuştur. kuzey amerika'da yaşayan yerlilerin uyguladığı kapitalist olmayan potlaç gibi kurumlar malları bir araya toplayan ve toplumun üyeleri arasında yeniden dağıtan kişinin saygın bir statüye sahip olduğunu söyler. genellikle bu kişinin de formalist yaklaşıma dayanan beklentinin aksine maddi yönden toplumdaki en yoksul kişi olduğunu söylemektedir. yani bu yeniden dağıtımı yapan kişi, formalist yaklaşımı kullanırsak ekonomik rasyonalitesi olan bir kişi değildir yerlilere göre. (çünkü bu yaklaşıma göre birey faydası doğrultusunda en ucuza alıp en pahalıya satmalıdır). ama sahlins'in araştırmasında kuzey amerika'da ki yaşayan yerliler için bu kural geçerli değildir. çünkü yeniden dağıtımı yapan kişi çok yüksek toplumsal saygınlığa sahip ancak toplumun en yoksul kişisi konumundadır. yani biz kapitalist terimleri kapitalist toplumdaki birey anlayışını kullanarak bu toplumlardaki farklılaşmayı ve değiş tokuş ilişkilerini kullanarak açıklayamayız bunlar yetersiz kalır.

aslında tüketim tercihleri de formalist yaklaşımlarla açıklanamamakta çünkü formalist yaklaşım ekonomik bir faaliyet ve daha önce dediğim gibi kültürle hiç bir ilişkisi yok. birey her toplumda sadece rasyonel bir şekilde sadece ihtiyaçlarını karşılamak için tüketir. polonyalı antrpolog; (bkz:bronisław malinowski) meşhur adalardaki araştırmasında en ilkel toplumlarda bile toplumların temel ihtiyaçlarını karşılamak için kültürel yollar bulduğunu söylemiştir. ama malinowski de neden insanların besin ihtiyacını sığır eti yerine ve domuz eti yerine tatlı patates haşladıklarını açıklayamamıştır. ekolojik yaklaşım ise bu soruya cevaptır aslında; yani adadaki insanlar neden sığır eti yerine patatesle besleniyorlar? veya neden bu besinleri tüketiyolar? vs. bunu onlar için önemi ise; ekolojik antropoloji yaklaşımı ise bir popülasyonun hangi yiyeceğin neden tüketildiğini anlamak için yerel çevrenin onlara sunduğu imkanlara, doğal kaynaklarına bakmalıyız demektedirler. ve dolayısıyla yağmur adalarında yaşayan ilkel insan topluluklarının yaşamlarını sürdürebilmeleri için avcılık ve toplayıcılık yapması gayet normaldir bu yaklaşıma göre.