nazım hikmet – Kaplan Sözlük
vera, nazım’ın kimliğini almak için cüzdanını açtığında kendi fotoğrafını ve fotoğrafın arkasında şu dizeleri gördü;
“gelsene dedi bana
kalsana dedi bana
gülsene dedi bana
ölsene dedi bana
geldim
kaldım
güldüm
öldüm”

çalışma odana girdiğimde seni gördüm. başka bir masanın başında sırtın bana dönük oturuyordun, etrafında tanımadığım adamlar vardı. ciddi ciddi bir konu tartışıyordunuz. odada sizden başka kimse yoktu. senin beni görmemenden faydalanıp birkaç dakika izleyebilirdim seni. nedense, birkaç adım atıp görüş alanına girmekten ürküyordum. ve o zaman ilk kez, senin karşında çaresiz hissettim kendimi. sonrasında bu duyguyu birkaç kez daha yaşadım. ben bu duygular içindeyken birisi fark etti beni. sen kafanı benden tarafa çevirdin. beklemediğin bir anda beni orada görmekten rahatsız oldun, yüzün kızardı. zaten küçük bir kız çocuğu gibi çok sık kızarırsın. zayıflamış gördüm seni, belki de bana öyle geldi. o günden sonra kendimi kaybettim. işte her şey böyle gelişti. bütün kadınlar benim gözümde dişilik değerlerini kaybettiler. bir daha onları hiç fark etmedim. yaşamım boyunca hiç aldatmadığım ve beni terk edip gitsen bile aldatmayacağım tek kadın sensin. allah kahretsin, oluyor işte böyle şeyler! sen genç bir kadın, ben yaşlı bir adam. biliyor musun canımın içi, yaşam bazen yol açıyor böyle şeylere…”

“kaç kere kaybettin beni nâzım, kaç kere buldun? daha kaç kere daha kaybedip bulacaksın. ne kadar seviyordum seni, ne kadar! her gece yemin ediyor, ertesi gün sana ‘hayır’ demek için söz veriyordum kendi kendime. ertesi gün olduğunda da, çalışma saatlerinin bitiminde işten çıkıp köşeyi dönüyor ve gözyaşlarıyla atılıyordum boynuna…”

yazdığı ölümsüz satırlar, dizeler, şiirler, verdiği büyük mücadeleler ve yaşadığı büyük aşklarla tanıyoruz nazım hikmet’i. şüphesiz hücrelerimize dokunan şiirlerinde yaşadığı aşkların kelebek etkisi büyük. i̇şte bu aşklardan nihai olanı, ancak ölümün bitirebildiği aşkı:
vera tulyakova.
nazım hikmet’in hayatı boyunca aldatmadığı tek kadındır.

1951 yılında moskova’ya giden nazım hikmet, o sıralar münevver’le evliydi ve mehmet adında bir çocukları vardı. moskova’da karısını, oğlunu ve ülkesini özlerken kendini yeniden bir aşkın etkisi altında buldu. soyuz multifilm enstitüsü’nden arnavut giysileri hakkında bilgi almak için gelen valentina brumberg’in yanında arkadaşı vera tulyakova vardı. nazım, görür görmez aşık oldu vera’ya. ancak aralarında engeller vardı. vera, o sıralar evli ve bir çocuk annesiydi. üstelik aralarındaki yaş farkı da çoktu. nazım, vera’nın ölmüş babasından bile altı yaş büyüktü. ama bunlar nazım’ın hiç umurunda olmadı. “saçları saman sarısı, kirpikleri mavi, kırmızı dolgun dudaklı” dediği vera’ya deliler gibi aşık olmuştu.

“canım bir tanem, seni sevmeden önce dünyayı sevmesini bile bilmiyormuşum. bu şehir güzelse senin yüzünden, bu elma tatlıysa senin yüzünden, bu insan akıllıysa senin yüzünden, bu kadar iyi yürekliyse senin yüzünden…”