türko kader mahkumluğunun göt deliğinde yaşamaktadır. işe gitmek için sabahın köründe uyanır, daha afyonu patlamamıştır. -bazıları üşengeçliğinden bazıları hijyene önem vermediğinden- evden çıkmadan önce dişlerini bile fırçalamaz. "sabah sabah kim kahvaltı hazırlayacak ırzını siktiğim" serzenişleriyle evden deodorantını -hala toplumdaki oran 'dir max- sıkarak hızlıca servise -herkes bu kadar şanslı değil- yetişmek için dışarı çıkar. servise koştururken "sikikoğulları pastanesi" tabelasını görür ve gözleri ışıldar. son model iphone'unu cebinden çıkarır ve saate bakar, servis zamanına daha vardır ve hemen pastaneye girer. "2 zeytinli poğça" diyerek sabah kahvaltısında kendisini ödüllendirmek ister. sonra durur düşünür menümü biraz daha lüks yapayım der ve "bir de vişneli meyve suyu istiyorum" diye ekler. cebinde son kalan 2 adet 50 tl'lik banknotların birini kasaya uzatır. para üstü beklemişti ama istediği olmadı. para üstü almamış olabilirdi ancak sabah kahvaltısını ultra lüks hale getirmişti bile: 2 zeytinli poğaçanın yanında bir de vişne meyve suyu içecektir. ondan mutlusu yoktur. çünkü karbonhidrat bağımlısı türko vücudunu karbonhidrat bombardımanına tutacaktır. mutlu mesut şekilde poşetini alıp pastaneden çıktı ve servisin onu alacağı noktaya doğru hızla yürüdü. sonrasında da servise bindi ve sabırsızlıkla bir an önce yemenin hayalini kurduğu zeyintli poğaçası ve vişneli meyve suyu ile uykuya daldı......