sistine şapeli – Kaplan Sözlük
1508’de papa ii. julius, michelangelo’ya sistine şapeli’nin tavanını boyaması için teklif götürdüğünde adamın ilk tepkisi muhtemelen ‘ben heykeltraşım, dekoratör değilim’ olmuştur. fakat rönesans’ın altın kuralı belli: papa bir şey isterse, reddetmek sanatsal özgürlük değil, ölüm fermanıdır.

michelangelo, bu projeye dört yılını ve muhtemelen belini verdi. tavan boyamanın ne kadar zor olduğunu, bir yandan tavanı izlerken diğer yandan boyanın gözüne kaçtığı anlardan tahmin edebiliriz. ancak işin sonunda ortaya çıkan eser, tanrı’nın adem’e uzanan parmağı kadar ikonik oldu. gerçi kim bilir, belki de bu kadar ikonik olmasının nedeni, michelangelo’nun ‘bu tavana bakarak saatlerimi verdim, biraz da siz bakın’ demesiydi.

perspektif oyunları, figürlerin dramatik hareketleri ve anatomi bilgisinin doruk noktasına ulaştığı bu eser, sanat tarihinin en büyük tavan dekoru oldu. tabii, bugün bir müteahhit çağırıp ‘tavanda fresk olsun ama taşırmayın’ deseniz, michelangelo’yu anında mezarından kaldıracak kadar acıklı işler çıkar.

kısacası, michelangelo, sistine şapeli’yle yalnızca tavan boyamadı, aynı zamanda sanatın sınırlarını da yeniden çizdi. tek fark, onun ‘tavanını aştığı’ bir mecaz değil, gerçekti.