en mükemmel tanışma şekli – Kaplan Sözlük
Daha ikinci cümlenden kadınları anlamadığın o kadar belli ki… Çünkü sen, daha ikinci cümlendeki çocuksu duyguları yaşarken, kadın beyni çoktan analizini yapmış; seninle olup olmayacağına dair elindeki, avucundaki verileri değerlendirmiş ve çoktan kararını vermiştir.

Darwin’in de dediği gibi: Değişime adapte olan hayatta kalır ve bir sonraki nesle genetik mirasını aktarabilir. Değiş. Metamorfozunu gerçekleştir. Bu "agucu bugucu" çocukluğu bırak, kendi değerini yarat ve erkekliğini tamamla.

Sadece kadınlar, sahip olduklarıyla değerli doğarlar bu hayatta. Sen ise bir erkeksin. Fikirlerine her ne kadar katılmasam ve çocuksu bulsam da, en azından kendini ifade edebilecek bir zekâya sahipsin. Bu zekâyı, söylediklerim doğrultusunda hayattaki en büyük amacın haline getirmezsen, bu konuda huzura eremezsin.

Salak bir kadın bulur, yanındakiyle değil; aklındakiyle yaşlanırsın.
Evet, ne yazık ki günümüzde pek çok ilişki, doğallığın uzağında, bir planın, bir beklentinin ya da bir toplumsal kalıbın ürünü gibi yaşanıyor. Tanışmalar bile çoğu zaman bir amaç çevresinde dönüyor: sevgili bulmak, evlenmek, yalnız kalmamak, başkalarına "tamamlandığını" göstermek... Oysa senin de anlattığın gibi, insanın kendiliğinden, hiçbir amacı olmadan bir başka insana denk gelmesi, o anda kim olduğunu bile tam bilmeden kendinden bir parça göstermesi... İşte bu, gerçekten nadir ve kıymetli bir karşılaşma.

Bazen bir insanla karşılaşırız ve o anda içimizden çıkan hâl, en çok bastırdığımız yanımızdır belki. Ne “en iyi” versiyonumuzdur ne de “en doğru.” Ama belki en sahici. Ve bu sahicilik, tarafların birbirini elde etme gayesi gütmeden, sadece var oldukları hâlleriyle birbirine dokunması, ilişkiyi kurgudan çıkarıp bir yaşantıya dönüştürür.

Bu yüzden senin anlattığın o tanışma şekli, bir bakıma “yaşanması zor ama yaşanan” her şeye benziyor. Zaten güzel olan da bu değil mi? Planlamadığın hâlde başına gelen, anlam yüklemeden değerli kıldığın ve sonra içini garip bir mutlulukla dolduran şeyler... Bunlar doğallığın ve gerçekliğin izleri.

Senin de dediğin gibi, belki o gün orada olmasalardı, o minicik olay yaşanmasaydı, ya da başka bir ruh hâlinde olsalar bu karşılaşma yaşanmazdı. Ama yaşandı. Ve bu, bazı şeylerin hâlâ kontrolümüz dışında ve güzel şekilde olabildiğini kanıtlıyor.
günümüzde evlilikler doğallıktan kilometrelerce uzak, tamamen kurgusal gerçekleşiyor. oysa en mükemmel tanışma şekli, kadın ve erkeğin yeni arkadaşlar edinmek düşüncesinin akıllarında olmadığı bir sırada, birbirlerine yaranmak maksadıyla değil, tamamıyla içten ve doğal davranarak, zamanın nasıl geçtiğini anlayamadıkları, masumiyet yüklü sohbetlerinin ardından, birdenbire gerçekleşendir. iki tarafda yüzünde aptalca ifadeyle ayrılır birbirlerinden. aralarında bir şey yoktur. arkadaşlık, çevre edinme, sevgili, dost aklınıza ne gelirse. ikisi de bir dahaki görüşmelerini yaşamak için can atmazlar ama o görüşme gerçekleştiği zaman çok mutlu olacaklardır. ara sıra birbirlerinin hatırlarına gelecekler, görüşme günü tam saatinde buluşacaklardır. hatta görüşme yaklaşmış, az bir süre kalmışken, ikisi de büyükçe bir heyecan duygusu içine gireceklerdir. insan biriyle ilk karşılaştığında karşısındaki kişiye nasıl etki etmişse, o anki ruhsal durumunun oluşturduğu hangi davranışları göstermişse, o kişiye uzun bir zaman boyunca öyle davranmaya devam edecektir. elde tutmak gibi bir amaç olmadan, vücudun kendisini yönetmesi gibi, biraz fazla istemdışı, ama içten gelerek yapar bunu. böyle yaparak, doğal olmayacaklardır belki. fakat bu şuan tamamen önemsizdir. insanlar içlerinde farklı kişilikler barındırarak gelirler dünyaya. birinin sakin veya agresif olmasını, yüksek oranda yapısına bağlayabiliriz, ama asla tamamen diyemeyiz.

yapı olarak agresif olmaya daha yatkın bir kişi sinirlendiği zaman, öfkesine hakim olabilme yetkisi azalır. tamamen bitmez. bu durumda sakin olmayı seçerse, zorlanır, ama başarır. işte bu örnekde olduğu gibi, o mükemmel tanışma anında, ikisi de içlerindeki yüzlerce farklı duygudan birini hissettiği gibi, doğrudan ve sağlamca dışa vurmuşlar; en önde gerçek kişiliklerinin altındaki silik, ancak sadece bir kaç parçası yerinde duran, diğer bir çok kişiliklerinden, sadece bu tanışma anında yüzeye çıkmış olandan birini göstermişler ve böylece yaşanması zor bir olayı an an yaşamışlardır. böyle de oldu işte. her ikisininde, en altlarda, hiçbir ilgi görmeyen silik kalmış benzer kişiliklerinden biri o an yüzeye çıkmamış olsa, ya da tanışma yerinde daha farklı psikolojilerle bulunsalar, ya da ilk sohbet cümlelerine sebebiyet verecek o minicik olay yaşanmasa, ya da her ikisinden biri orada olmasa... işte, yaşanması zor, ama yaşanan.