neden vermedi – Kaplan Sözlük
geçtiğimiz cumartesi gecesi. onun evine gittik. geç olmasına rağmen yemek yeme fırsatımız olmadı ve ikimiz de baya acıkmıştık. ben salataya koyuldum o da fırına tavuğu koyup duşa girdi. duştan çıktıktan sonra fırını kontrol etti ve hala pişmemişti.

fırının derecesini arttırdıktan sonra televizyondan prime hesabına giriş yaptı ve sikindirik bir dizi açtı. o sikindirik diziyi izlerken ben de tavuk pişene kadar çaktırmadan onun bacaklarını seyrettim. genelde bir kadının orasına burasına bakarken ayna ya da cam yansımalarından keserim götünü falan. hiç yakalanmam her türlü hinlik benden sorulur. konu orospu çocukluğu oldu mu einstein bile yanımda

borsa rakunu
denen özürlü gibi kalır yanımda. neyse sonunda tavuk pişti. aşırı aç olduğum için hapur hupur gömdüm.

o gece bana vermedi. neden diye sormadım. ertesi gün dayanamayıp söyledi. yemekte onunla muhabbet edip yüzüne bile bakmamışım. üzgünüm evindeki fırını bile kullanmasını bilmiyorsun. seni yatağa atmak için fazla çaba sarf edemezdim.

porno sektörüne ilgi duyduğum için. yahu benim de ilgi alanım bu ne yapacaksın? sonuçta buluştuğun kişiyle de seks duhûlu gerçekleştirmiyor musun?
merak eden olduysa güncelleme gireyim dün akşam evine akşam yemeğine davet etti. o akşam yemeğini hazırlarken zencefilli ve limonlu bir çay yaptım. balkona geçip güzel hava eşliğinde yanımda getirdiğim hayvan çiftliğini okumaya başladım. yanıma uğradı bir şey isteyip istemediğimi sordu illa şunu ikram edeyim bunu ikram edeyim çekti ama ben çay ve kitap yeterli diyip teşekkür ettim. kitap dikkatini çekti ve kendi kitaplığından benimkinden çok daha eski bir baskısını gösterdi. peşine ekledi 'bütün hayvanlar eşittir ama bazıları daha da eşittir' diyip güldü ve tekrar içeri girdi.

5 dk sonra geri geldi. elinde sıcak su ve köpük dolu bir leğen vardı. sandalyemin önüne kadar gelip önüme koydu. bu sıralar çok çalıştığını biliyorum iyi gelicektir dedi. bir süre keyfini çıkardıktan sonra balkondaki musluk ve hortum ile ayaklarımdaki köpükleri giderde temizledim ve kitabımı yemek hazır olana kadar okumaya devam ettim.

yemek hazır olduğunda masaya davet etti. kendi kültürüne göre bir mercimek çorbası (içinde squash denilen sebzeden falan vardı) pirinç pilavı ve fırında somun balığı yapmıştı. öğle yemeğinde de poke salmon bowl almıştım kendime normalde aynı çeşit yemeği ard arda ğünlerde yemeyi sevmem ama öğlen zaten çiğ balık yediğim için akşam aynı balığın fırınlanmış versiyonu hiç rahatsız etmedi.

yemekten sonra biraz evinin etrafında yürüyüş yaptık. ufak tefek saçma sapan konulardan bahsettik. önce onun içini boşaltmasını dinledim sonrasında da artık konuşacak bir şeyi kalmadığını anladıktan sonra biraz da ben genel hayatımdan bahsettim.

evinin önüne varınca bana bir bardak çay daha isteyip istemediğimi sordu. içimden dedim rasputin iyi ki o eziyet gibi karının tın tın yürüyüşüne katlanmışsın fazla yorulmamış. fırsat bu fırsat. artık komşuları izmirin dağlarında çiçekler açarı dinlemediyse bile temposunu ezberlemiştir.