otobüs yolculuğu – Kaplan Sözlük
Bok gibi yolculuktur. 1.80+ boyu olan, koltuklara mümkün değil sığmaz. Boğucudur. Yorucudur. Hele gece uyuyamıyorsanız, işkenceye dönüşür.

Şimdilerde cep telefonu olduğu için, en azından 3 saate kadarki yolculuklar çekilebiliyor.

YHT varken, otobüsün artık uzun mesafelerde tarihe karışması gerekiyor.

Romantize edilmesinin esas sebebi, pek çok kişinin, okumak için uzun yol otobüs yolculuğuna çıkmadan önce, defalarca ailelerinden ayrılma duygusunu yaşamış olmasıdır.

İlk defa ailenizden uzaklaşıyorsunuz, ilk defa hayatınız değişecek ve yalnız olacaksınız, hiç bir şey artık eskisi gibi olmayacak; ve arkada rölantide çalışan kocaman bir otobüs var. Akabinde de, bu otobüse binip, saatlerce yolda olacaksınız ve ailenizden uzaklaşırken; geçmişi, geleceği, hayallerinizi, anılarınızı defalarca aklınızdan geçireceksiniz.

Dolayısıyla, günümüzde hala pek çok kişinin hatıralarında, otobüs yolculukları yoğun duygularla hatırlanır. Halbuki, aslında sıkıcı ve boğucu bir süreçtir.

Eskiden, otobüsler daha konforluydu ya da en azından konforlu alternatifler bulunabiliyordu. Bunların en iyisi de, şu anda çakması dolanan Ulusoy idi. Ulusoy, Karadeniz'e Neoplan'ın en lüks otobüsleriyle yolcu taşıyordu ve görece seyahat daha konforlu geçiyordu.

(bkz:Ulusoy)
bi kere izmirden elaziga gittim tek basima hem de ve hayatimin en kotu yolculuğuydu hani 5 6 saat cekiliyo da uzun olunca insan mahvoluyo cidden
Genelde gereksiz romantize edilen durumdur.

Beklentiler gece yolculuğu esnasında kulaklık takıp uzakları seyrederek dalıp gitmek, molalarda tatlı soğuğun yüze çarpması eşliğiyle bir şeyler içmek yönündedir.

Ama gerçekler ağlayan bebekler, ayakkabısını çıkarmış insanlar + ayak kokusu, ve hatta abartırsak çocuklarını orta koridora yatıranlar ( benim başıma muavinin yattığı senaryo gelmişti)
Polatlı'ya doğru giderken hafiften kafayı koydun otobüs "tıs tıs tıs" ötüyor, otobüs gidiyor. Gece 1 koydun kafayı uyumaya başladın. 4 gibi bir ses duyarsın. Dinlenme tesisine geldik, yarım saat burdayız. İnersin Afyon, sadece sucuk kokularını takip et... Yarım ekmek sucuk dönerini yedin yanında ayran içersin. Niye? Ayranı iç uyu. Otobüse bin, otobüsün kalkmasını bekleme bile. Otobüsün camlarını "foşur foşur" fırçalarken dışardaki abi o "foşurtuyla" o "fırça darbelerinin otobüse verdiği ahenkle" uyu. Sabah bi uyanırsın otogar.
ilk ve son şehirler arası otobüs yolculuğumda, çıldırıp krizler geçiren çocuğu kucağımda sakinleştirdim yolu birlikte gittik bu arada yer yarıldı ve annesi utançtan dibine girdi kötü hissetmesin diye bi şey diyemedim bebeye de kıyamadım ama geçirdiğim en kötü yolculuk otobüs yolculuğuydu
tatil dediğimiz şey kafa olarak boşalmak, rahatlamak gibi birşeyse, uzaklaştıkça yaşadığınız yerdeki sorunlardan soyutlandığınızı sürece uzun sürmelerinden ötürü en iyi hissetmenizi sağlayan ulaşım şekli. Gece yarısı karanlık olan dışarıya, alışık olmadığınız şehirlerin ışıklarına bakılır. Molalarda "dadundan yenmeyen" çorbalar içilir, varmaya yakın artık sıkılmış olduğunuzdan ve yüzüp yüzüp kuyruğuna gelmiş olmanızdan kaynaklanan bir heyecan sarar filan...
uzun zamandır yapmadığımdır. eskiden çok çekici gelirdi. özellikle gece yolculukları aşırı şekilde keyif aldığım yolculuklardı. ancak artık muhtemelen yaşlanmanın verdiği etki ile otobüs yolculuğundan nefret eder oldum. uçak hem maddi açıdan hem de zaman yönünden çok daha konforlu olmaya başladı.
uzun yolun her türlüsünü severim otobüs tren fark etmez cam kenarını kimseye vermem kulaklığı takar dışarıyı seyrederim keyifli aktivite