sevgili günlük – Kaplan Sözlük
rüyamda white house down filmindeki bu karakterle (Martin) beraber bi operasyon yürütüyordum. bu karakterin filmde gri giydiğini hatırlamıyordum ama görünen o ki bilinç altım unutmamış. filmde nasılsa rüyamda da öyleydi. Martin, bi spec ops askeri ve ben. hangi ülke bilmiyorum, helikopterle bi ülkenin beyaz saray gibi ana binasına gidiyoruz. helikopterin kapısına oturmuşum ayaklarımı dışarıya sallanıyor. resimdeki karakter yanımda, telsizden operasyonu yürütüyor. aşağıda sokakta bmp1 leri görüyorum, bize koruma sağlayacaklarmış.

helikopterden iple en üst kata iniyoruz. başlıyoruz taramaya. düşman askerleri masalarlı yatırıp siper yapmışlar. çıkanı bu yanımdaki iki karakter aimbot varmış gibi çat çat indiriyor. efsane gidiyorlar. ben şu anki silah bilgimle gidiyorum. napıyoruz biz falan diyorum, adamların profesyonelliğine şaşırıyorum. john wick gibi şarjör değiştiriyorlar, çat çat anında. üçüncü kattan adamları süpüre süpüre zemine iniyoruz. bu arada her yerden silah sesleri geliyor. içerden dışardan, alt kattan… zemin kata indik, bizim adamlar çıkışı tutmuş, bizden kaçanları vurmuşlar. zemin kattan gizli bi geçişle yer altına ineceğiz. gizli geçitten sendeleyerek gelen yaralı adamları görüyoruz. Martin, "bunlar Kılıçdaroğlu'nun adamları" diyor. o an iyi tarafta mı yoksa kötü tarafta mı olduğumu sorguluyorum. yaralı adamlar yanımızdan geçip bizim adamlara doğru sendeliyor. gizli merdivenden inerken başımı çevirip adamlara bakıyorum. bizimkiler adamlar tarıyor, "no survivors".

öldürülen bu survivorlar merdivenden çıkarken silahlarını düşürmüşler. bizim de cephanemiz bitmiş. bunları yerden toplayıp duvara diziyorum. 10 tane uzun kısa karışık silah. kafamı çeviriyorum yerden şarjör almak için, Martin'le öbürü hemen en uzun iki Ar-15 model tüfeği almışlar, şarjör değiştirip gidiyorlar amına koyim. diğer silahların mermileri yok. içimden "hassikiyim" dyorum boş tüfekle peşlerine takılıyorum. bu ikisi bizim askerlerin barikatında siper alıyor. son bi kapıdan gireceğiz. başkan sanırım burda. çok sağlam bi kapı ve beni bekliyorlar. merdivenin dibindeki boşlukta 10 adet civarı tüfek nizami bi şekilde yere serilmiş. hemen eğilip giriyorum. sağlam tüfeklerin şarjör kapasitesi az, küçük tüfeklerin 30'lu stanag şarjörlerini alıyorum, büyük tüfeğe takıyorum. yedek şarjörleri yeleğimdeki ceplere koyuyorum. bi kafamı çevirip bakıyorum, Martin hazır mıyım diye bana bakıyor. son şarjörü de alıp ayağa kalkıyorum ve uyanıyorum amına koyim.