sevgili günlük – Kaplan Sözlük
yirmi sekiz yaşındayım yakında baba oluyorum hala bakirim üşüttüm yakındır tımarhaneye düşmem
evlendik karımızı sikemedik kitliyor karı kendini içine almıyor. 2 senedir evliyim çocuk diye tutturdu onun tarafta benim tarafta. gittik yapay yolla dölledik karıyı içine girmeden. millet siker atar karıyı kızı, biz sikemediğimiz karıdan çocuk peydahlayacaz. bana kalsa boşanırdım da aile baskı yapıyor ilerde açılır, yok öyle olur yok böyle olur. evlilik bağı kuvvetlensin diye bir de çocuk yaptırdılar. kız iyi kız temiz aile kızı eli yüzü de düzgün seviyorum aslında ama abazalıktan kafayı sıyırdım.
bir gün ilkokul arkadaşlarımla bir akşam yemeğindeyiz. bir yaz akşamı. up uzun bir masa. herkes eşini de getirmiş. bir ara masanın tadı kaçıyor. herkes ümitsiz coğrafya kaderdir diyor. onlara bu hayatı yaşamayı bilmediklerini ve kendi hayatım olduğu gibi dizisi yazılsa utanıp sıkılıcağımı bir kenara bırakırsak gayet iyi bir hayat yaşadığımı en azından bundan utanmayacağımı falan söylüyorum. iyi veya kötü en azından bu hayatı gerçekten yaşadığımı belirtiyorum. tanrıya karşı vereceğim hesaba ve onun da benim için verdiği karara tevekkül ettiğimi söylüyorum. eğer başaramıyorsanız kızıl elmanızı yeterince istemiyorsunuzdur diyorum. erol var bizim. ateist olduğu için yarak kürek bir çıkışla muhalefet ediyor. erol diyorum. kaf dağını da kuşlarını da bilirsin. sadece inanlar başarır. sen istesen de istemesen de rüzgarı bizi oraya götürüyor. daha sonra karıma dönüp bakıyorum. saçları kızıl ama beyaz teninin üstünde mortica addams gibi bir tarzı var böyle. kızıl diye sesleniyorum ona ve bir şiir okuyorum. deliler gibi bakıp, deliler gibi kahkahalar atıyorum. insanlar bana garip gözlerle bakmaya başlıyor iyice. onlara aklın deliliğin üzerine geçirilen ateşten bir gömlek olduğunu söylüyorum. sadece bu bilgiye sahip olanların gömleklerinin düğmelerini açtığını. karımın güzelliğine tekrar baktıktan sonra gömleğimin düğmelerini tekrar ilikliyorum. bu düğmeleri kimin için iliklediğimi biliyorum diyorum sesli bir şekilde. insanlar hala etrafımdayken bir roma imparatoru gibi hissediyorum. üzerimde mor bir kuşakla ve bir toga var artık. dönüp karıma ve güzelliğine tekrar bakıyorum. omzuna bile varmayan kısa ve kızıl saçları mükemmel. suratında çok ince bir gülümseme var. herşeyin farkında. imparatoriçe her şeyi biliyor. herkesten daha iyi bir şekilde. benden bile daha iyi. gömleğe rağmen deliliğinin ateşi gözlerinden fışkırıyor.

kısa süreli girdiğim iş yerinde yaşları 20 ile 40 arasında değişen 15 kadın 20 erkek vardı. ilk günlerde herkese yaptıkları gibi bana da temkinli yaklaştılar ama düzenli, temiz, dikkatli ve disiplinli çalıştığımı görünce kısa sürede herkesin güvenini kazandım.

iş saati yaş fark etmeden herkese hanımlı beyli hitaplarım, molada abi abla kanka kardeşim samimiyetim. öyle iyi oldum ki 35 yaşındaki kadın şefim her gün "keşke kadroya gelsen, keşke gitmesen, keşke bizle çalışsan" demeye başladı. diğer bölümlerin şeflerine yayıldı. sonra patrona gitti

>neden bunu işe almıyoruz?
>müdürüm böyle böyle durumu var o yüzden gitmesi gerekiyormuş maalesef

her gün ama her gün şeften "keşke gitmesen keşke gitmesen". sonra başkaları da başladı. güvenlerinin yanında başka şeylerini kazandıklarım da varmış. doğulu bi kadın sürekli "keşke seni kızıma alsam. yakışıklısın, ağır başlısın, seni çok beğeniyorum" demeye başladı. iki tane abla sürekli ne kadar şık giyindiğimden bahsetmeye başladı. yaşıtlarım ve küçükler gülümseyerek bakışlarını kaçırmaya başladı.

sonra kadınların arasından bi tanesi sıyrıldı. mekanın küçük şirin ve dolgun ponpon kızı. bir şey verirken uzattığı şeyi eliyle öyle bir sarmış ki eline dokunmadan almak mümkün değil. yine elimden alırken elimin üzerinde parmak sürmeye başladı. bunları ilk başta önemsemedim, normaldir dedim, her iş yerimde gördüğüm şey alıştım. dar bi geçiş alanını nerdeyse tamamen kapatmış çalışırken bu kız kolay olan yerden geçmektense bilerek benim olduğum yerden geçmek istiyor, geçerken bacaklarını bacaklarıma, ellerini omuzlarıma sürterek geçiyordu. kız sağımdayken, solumdaki bir şeyi almak için adım atıp almak yerine belime sarılıp uzanıp alıyordu. yanımda çalışırken kalçasını değdiriyordu, önüme uzanırken memesini sürtüyordu. ellerim yanımda dururken yanımda götü elime dönük eğilip bir şey alıyordu, elle beni der gibi. bu kız o kızlardandı ama tam değildi. hani tam o kızlardan değildi. bu tipi daha önce de görmüştüm ama tam o tiplere benzemiyordu. bu kız herkesle samimiydi ama bunları herkese yapmıyordu. bunu fark ettiğimde en de ona yapmaya başladım. o ana kadar hiç heyecanlanmıyordum ama ne olduğundan emin olunca, ben de kendimi saldım ve o zaman heyecanlanmaya başladım.

arkasında olduğumda omzuna, sırtına, beline dokundum. bir şey verirken elini tuttum kaldırdım, vereceğim şeyi eline koyup sıktım. bunu gördüğümde hep gülümsedim, o da artık hep gülümsüyordu. herkesin içinde bana özel günaydın demeden işe başlayamıyordu. sarılmalar eğilmeler dokunmalar derken herkesin içinde numara yazma yerini açıp telefonu önüne koydum. numara almakta hiç çekinmem. telefonu koydum şaşırmış numarası yaptı. boşluğu doldur dedim. benim son günüm 3 saat mesailik iş çıktı. kalma zorunluluğum olmadığı halde şef ablanın ricasıyla kaldım. herkes çıktı, şef ve ponpon kız dahil birkaç kişi kaldık. yine dokunmalar falan. güneş battı, ortam hakkatten soğumaya başladı. kızın eli çatınca ellerinin buz gibi olduğunu fark ettim. üşüyor musun dedim elini tuttum hakkatten kız buz gibiydi. ortam çok azcık soğumuştu, hareket de ediyorduk ama kız donmuştu.

çık saati geldi, herkes gidiyorum diye üzgün. hep birlikte dışarıya yürürken ponpon kız hep yanımda hiç ayrılmıyordu. çıkmadan son ışığı kapattığımızda zifiri karanlık olunca yapıştı koluma. herkes flaş açınca ayrıldı. şef abla hala "keşke gitmesen keşke gitmesen" bunları taksiye koyup göndericeğim ama kız hiç gitmek istemiyor gibiydi. hava buz, yorulmuşuz zaten şu an olmaz düşüncesiyle kıza takılma teklif etmeden taksiye bindirdim. kız menzilden çıkana kadar gözlerini hiç ayırmadı.

menzilden çıkınca mesaja başladım işte vardın mı gittin mi. şimdi bundan sonra ne olacak. bu filmi daha önce 3 kez yaşadığım için ne olacağını biliyorum. benim adımımla buluşmaya başlayacağız, sevgili olacağız, en geç üç haftada bir görüşme ve 2 sene içinde ayrılık.

bu da böyle bir anımdır/blogumu okumadığınız için teşekkürler