kısa süreli girdiğim iş yerinde yaşları 20 ile 40 arasında değişen 15 kadın 20 erkek vardı. ilk günlerde herkese yaptıkları gibi bana da temkinli yaklaştılar ama düzenli, temiz, dikkatli ve disiplinli çalıştığımı görünce kısa sürede herkesin güvenini kazandım.
iş saati yaş fark etmeden herkese hanımlı beyli hitaplarım, molada abi abla kanka kardeşim samimiyetim. öyle iyi oldum ki 35 yaşındaki kadın şefim her gün "keşke kadroya gelsen, keşke gitmesen, keşke bizle çalışsan" demeye başladı. diğer bölümlerin şeflerine yayıldı. sonra patrona gitti
>neden bunu işe almıyoruz?
>müdürüm böyle böyle durumu var o yüzden gitmesi gerekiyormuş maalesef
her gün ama her gün şeften "keşke gitmesen keşke gitmesen". sonra başkaları da başladı. güvenlerinin yanında başka şeylerini kazandıklarım da varmış. doğulu bi kadın sürekli "keşke seni kızıma alsam. yakışıklısın, ağır başlısın, seni çok beğeniyorum" demeye başladı. iki tane abla sürekli ne kadar şık giyindiğimden bahsetmeye başladı. yaşıtlarım ve küçükler gülümseyerek bakışlarını kaçırmaya başladı.
sonra kadınların arasından bi tanesi sıyrıldı. mekanın küçük şirin ve dolgun ponpon kızı. bir şey verirken uzattığı şeyi eliyle öyle bir sarmış ki eline dokunmadan almak mümkün değil. yine elimden alırken elimin üzerinde parmak sürmeye başladı. bunları ilk başta önemsemedim, normaldir dedim, her iş yerimde gördüğüm şey alıştım. dar bi geçiş alanını nerdeyse tamamen kapatmış çalışırken bu kız kolay olan yerden geçmektense bilerek benim olduğum yerden geçmek istiyor, geçerken bacaklarını bacaklarıma, ellerini omuzlarıma sürterek geçiyordu. kız sağımdayken, solumdaki bir şeyi almak için adım atıp almak yerine belime sarılıp uzanıp alıyordu. yanımda çalışırken kalçasını değdiriyordu, önüme uzanırken memesini sürtüyordu. ellerim yanımda dururken yanımda götü elime dönük eğilip bir şey alıyordu, elle beni der gibi. bu kız o kızlardandı ama tam değildi. hani tam o kızlardan değildi. bu tipi daha önce de görmüştüm ama tam o tiplere benzemiyordu. bu kız herkesle samimiydi ama bunları herkese yapmıyordu. bunu fark ettiğimde en de ona yapmaya başladım. o ana kadar hiç heyecanlanmıyordum ama ne olduğundan emin olunca, ben de kendimi saldım ve o zaman heyecanlanmaya başladım.
arkasında olduğumda omzuna, sırtına, beline dokundum. bir şey verirken elini tuttum kaldırdım, vereceğim şeyi eline koyup sıktım. bunu gördüğümde hep gülümsedim, o da artık hep gülümsüyordu. herkesin içinde bana özel günaydın demeden işe başlayamıyordu. sarılmalar eğilmeler dokunmalar derken herkesin içinde numara yazma yerini açıp telefonu önüne koydum. numara almakta hiç çekinmem. telefonu koydum şaşırmış numarası yaptı. boşluğu doldur dedim. benim son günüm 3 saat mesailik iş çıktı. kalma zorunluluğum olmadığı halde şef ablanın ricasıyla kaldım. herkes çıktı, şef ve ponpon kız dahil birkaç kişi kaldık. yine dokunmalar falan. güneş battı, ortam hakkatten soğumaya başladı. kızın eli çatınca ellerinin buz gibi olduğunu fark ettim. üşüyor musun dedim elini tuttum hakkatten kız buz gibiydi. ortam çok azcık soğumuştu, hareket de ediyorduk ama kız donmuştu.
çık saati geldi, herkes gidiyorum diye üzgün. hep birlikte dışarıya yürürken ponpon kız hep yanımda hiç ayrılmıyordu. çıkmadan son ışığı kapattığımızda zifiri karanlık olunca yapıştı koluma. herkes flaş açınca ayrıldı. şef abla hala "keşke gitmesen keşke gitmesen" bunları taksiye koyup göndericeğim ama kız hiç gitmek istemiyor gibiydi. hava buz, yorulmuşuz zaten şu an olmaz düşüncesiyle kıza takılma teklif etmeden taksiye bindirdim. kız menzilden çıkana kadar gözlerini hiç ayırmadı.
menzilden çıkınca mesaja başladım işte vardın mı gittin mi. şimdi bundan sonra ne olacak. bu filmi daha önce 3 kez yaşadığım için ne olacağını biliyorum. benim adımımla buluşmaya başlayacağız, sevgili olacağız, en geç üç haftada bir görüşme ve 2 sene içinde ayrılık.
bu da böyle bir anımdır/blogumu okumadığınız için teşekkürler
iş saati yaş fark etmeden herkese hanımlı beyli hitaplarım, molada abi abla kanka kardeşim samimiyetim. öyle iyi oldum ki 35 yaşındaki kadın şefim her gün "keşke kadroya gelsen, keşke gitmesen, keşke bizle çalışsan" demeye başladı. diğer bölümlerin şeflerine yayıldı. sonra patrona gitti
>neden bunu işe almıyoruz?
>müdürüm böyle böyle durumu var o yüzden gitmesi gerekiyormuş maalesef
her gün ama her gün şeften "keşke gitmesen keşke gitmesen". sonra başkaları da başladı. güvenlerinin yanında başka şeylerini kazandıklarım da varmış. doğulu bi kadın sürekli "keşke seni kızıma alsam. yakışıklısın, ağır başlısın, seni çok beğeniyorum" demeye başladı. iki tane abla sürekli ne kadar şık giyindiğimden bahsetmeye başladı. yaşıtlarım ve küçükler gülümseyerek bakışlarını kaçırmaya başladı.
sonra kadınların arasından bi tanesi sıyrıldı. mekanın küçük şirin ve dolgun ponpon kızı. bir şey verirken uzattığı şeyi eliyle öyle bir sarmış ki eline dokunmadan almak mümkün değil. yine elimden alırken elimin üzerinde parmak sürmeye başladı. bunları ilk başta önemsemedim, normaldir dedim, her iş yerimde gördüğüm şey alıştım. dar bi geçiş alanını nerdeyse tamamen kapatmış çalışırken bu kız kolay olan yerden geçmektense bilerek benim olduğum yerden geçmek istiyor, geçerken bacaklarını bacaklarıma, ellerini omuzlarıma sürterek geçiyordu. kız sağımdayken, solumdaki bir şeyi almak için adım atıp almak yerine belime sarılıp uzanıp alıyordu. yanımda çalışırken kalçasını değdiriyordu, önüme uzanırken memesini sürtüyordu. ellerim yanımda dururken yanımda götü elime dönük eğilip bir şey alıyordu, elle beni der gibi. bu kız o kızlardandı ama tam değildi. hani tam o kızlardan değildi. bu tipi daha önce de görmüştüm ama tam o tiplere benzemiyordu. bu kız herkesle samimiydi ama bunları herkese yapmıyordu. bunu fark ettiğimde en de ona yapmaya başladım. o ana kadar hiç heyecanlanmıyordum ama ne olduğundan emin olunca, ben de kendimi saldım ve o zaman heyecanlanmaya başladım.
arkasında olduğumda omzuna, sırtına, beline dokundum. bir şey verirken elini tuttum kaldırdım, vereceğim şeyi eline koyup sıktım. bunu gördüğümde hep gülümsedim, o da artık hep gülümsüyordu. herkesin içinde bana özel günaydın demeden işe başlayamıyordu. sarılmalar eğilmeler dokunmalar derken herkesin içinde numara yazma yerini açıp telefonu önüne koydum. numara almakta hiç çekinmem. telefonu koydum şaşırmış numarası yaptı. boşluğu doldur dedim. benim son günüm 3 saat mesailik iş çıktı. kalma zorunluluğum olmadığı halde şef ablanın ricasıyla kaldım. herkes çıktı, şef ve ponpon kız dahil birkaç kişi kaldık. yine dokunmalar falan. güneş battı, ortam hakkatten soğumaya başladı. kızın eli çatınca ellerinin buz gibi olduğunu fark ettim. üşüyor musun dedim elini tuttum hakkatten kız buz gibiydi. ortam çok azcık soğumuştu, hareket de ediyorduk ama kız donmuştu.
çık saati geldi, herkes gidiyorum diye üzgün. hep birlikte dışarıya yürürken ponpon kız hep yanımda hiç ayrılmıyordu. çıkmadan son ışığı kapattığımızda zifiri karanlık olunca yapıştı koluma. herkes flaş açınca ayrıldı. şef abla hala "keşke gitmesen keşke gitmesen" bunları taksiye koyup göndericeğim ama kız hiç gitmek istemiyor gibiydi. hava buz, yorulmuşuz zaten şu an olmaz düşüncesiyle kıza takılma teklif etmeden taksiye bindirdim. kız menzilden çıkana kadar gözlerini hiç ayırmadı.
menzilden çıkınca mesaja başladım işte vardın mı gittin mi. şimdi bundan sonra ne olacak. bu filmi daha önce 3 kez yaşadığım için ne olacağını biliyorum. benim adımımla buluşmaya başlayacağız, sevgili olacağız, en geç üç haftada bir görüşme ve 2 sene içinde ayrılık.
bu da böyle bir anımdır/blogumu okumadığınız için teşekkürler