neden laikçi değilim – Kaplan Sözlük
laiklik frenklerin başımıza bela ettiği bir sapkınlıktır. bugün orduda islamcılar cirit atıyorsa bunun sorumlusu bu laikçilerdir. yıllar boyunca insanları baş örtüsü takıyor diye okullara hastanelere almayan bu güruh fetullahçılara militan kazandırmış onların önünü açmıştır.

bu laikçiler ve bedevi dininin radikalleri arasında türkiyeyi yiyip bitiren bir it dalaşı vardır. laikçiler müslümanları siker, islamcılar ekmeğini yer. islamcılar seküler tayfayı siker, laikçiler bundan ekmek yer.

türk ırkçıları olarak bizim sikimizde olan tek şey türk milletinin çıkarları olmalıdır.
daha önce de söylediğim gibi türkiye dünya üzerindeki bütün ideolojilerin, sistemlerin aynı adda 180 derece farklı uygulandığı bir ülkedir. türkiyede bu sistemin yanlış işlemesi bunu kötü yapmaz. ve sevgili

savastanrisi
ideolojiler insanı aptallaştırır körü körüne ırkçılığa bile bel bağlamamak lazım gelir.

soap
iyi uygulandığı bir yer yok ki daha doğrusu sizin uygulanmasını umduğunuz gibi uygulanan bir yer yok. laik olduğunu iddia eden devletlerde aykırı gruplara muamele hep aynı. sizin hayalinizdeki toplumsal düzen nasıl olur ben söyleyeyim, böyle laik olun laik olacaksınız diye insanların kafasını sikmekle olmaz. japonyadaki gibi tamamen din ve dinsizlik kavramlarına ilgisiz bir toplum yaratırsan mümkün olur. ama ada ülkesiyle ortadoğu ülkesini bir tutmak da tabii akıl tutulması olur.

savastanrisi
öncelikle herhangi bir ideolojiyi savunmuyorum, savunmam orada bi anlaşalım

ikinci olarak araştırma kaynağı olarak neyi baz alıyorsun bilmiyorum ama twitter bilgileri yanıltıcı olabiliyor. üniversitede 4 sene bunun dersini gördüm bizzatihi tüm hukukun temelini oluşturan roma hukuku ve milletlerarası hukuk şunu söyler; Uluslararası siyasal yapının, herkesin herkesle savaştığı bir kaos ortamına dönüşmesini engelleyen şeylerdendir bu ve benzeri normlar.

ayrıca skolastik dönem sonrası avrupa bunu uygulamasaydı şu an avrupa değildi. ve hala başarıyla uygulamaya devam ediyor.

soap


avrupada başarıyla uygulandığı varsayacağımız bu sistem bizim laikçilere göre ne kadar başarılı onu tartışmak gerek. çünkü papalık diye bir makam hala var, dini örgütlenmeler hala var, kiliseye ait özel okullar bile var. bunun dinden uzak insanların hayatı üzerindeki etkisi ne ? hiç. peki türkiyede halifelik diye bir makam olsa, camilerin kendi okulları olsa ne olur ? elbette bir kesim hepsini yok etmek isterdi. zaten bir kere o okulların hepsi devlet karşıtı insanlar yetiştirir halifelik makamı da cumhurbaşkanına rakip olurdu. ilk entryde bahsettiğim it dalaşı işte tam olarak bu oluyor. bu it dalaşının gerek demokrasinin gerek de islamın türk dna'sına uymamasından kaynaklandığı bariz olduğundan, avrupanın burada bizden önde olduğunu kabul etmek zaruriyet oluyor.

ama her ne kadar avrupa devlet yönetme hususunda laikliğin ekmeğini yese de sistemi dinden tamamen arındırmak muhafazakarlığın öldüğü başıboş bir toplum yaratılmasının önünü açtı sonuçta. bugün bunu biz dejenerasyon olarak toplumda görüyoruz. hiçbir semavi dine inanmayan biri olarak söylüyorum ağabey, dini öğretiler asla % 100 boş değildir. evet içinde milyonlarca saçmalık barındırır ama aynı zamanda insanoğlunun tecrübelerini aktarır bu kitaplar. bunların korunması konusunda ısrar ettiği bazı değerler, toplum için gerekli olan değerlerdir. bu zaten evrensel tek bir din olmamasının yegane sebebi.

bizim de orta asyadaki inancımıza ait değerleri koruduğumuz kendimize ait bir iç politika tasarısı olmadan rahat edeceğimiz yok. pek çok kişi bunu garipsiyor ve absürt olarak değerlendiriyor. absürt olan orta asyadan göç edip ortadoğudan din, avrupadan hukuk almak ve bu aşureden ulusuna fayda gelmesini ummaktır. ister inan ister inanma bizim toplumsal problemlerimizin % 90'ı bu yabancılık çektiğimiz şartlardan kaynaklanıyor. zaten anayasa olmasına rağmen uygulayamıyoruz, dinimiz var ama yaşamıyoruz ya. işte bundan.
laikliğin beş para etmez bir terim olduğunu anladığınızda her şey için çok geç olacak atatürkün yaptığı en büyük hata bunu türklerin başına bela etmesidir.

savastanrisi
zaten laiklik anlayışın din denen olguyu ortadan kaldırmak olmamalı. bahsini geçirdiğin türkiyede halifelik olsaydı ne olurdu sorusuyla, türkiyede diyanet işleri başkanlığı olmasaydı sorusu aynı kapıya çıkıyor( her ne kadar görevini rezalet bir biçimde icra etse de) çünkü dünyada, türkiyede inanan insanlar da var hala. eğer japonyada semavi bir din olsaydı ve öğretileri bizimkilere benzer olsaydı ve inanan insanlar olsaydı seni temin ederim onlarda da benzer oluşumlar olurdu verdiğin örnek laikçilikle ilgili bir mesele değil başlı başına o coğrafyanın şahsına münhasır bir mesele adamlar tarihin hiçbir döneminde dine gereken önemi vermediler.


konuya dönecek olursak bir ateist olarak söylüyorum bunları sana; toplum sözleşmesinin temelinde inanan insanların da ihtiyaç ve isteklerini gözetmek yatar bu demek değil ki türkiye bunu güzel yapıyor haklısın türkiye bu konuda kendi açısından pozitif ayrımcılık yapıyor. ama avrupa bunu yapması gerektiği gibi yapıyor. papalık tabii ki olacak veya kilisler tabii ki olacak çünkü artık kültür haline gelmiş meseleler bunlar ve hala inanan insanlar var halifelikle eşdeğer tutulamaz. ve hatta senin tengrizm istemen kadar doğal. kendi halinde takılan bir oluşum nihayetinde hangi devletin dış işlerine müdahale ettiğini gördün şimdiye kadar.


velhasıl kelam önermesini sunduğun şeyi faaliyete geçirmek yumurta ararken kazdan olmaya benzer.