neden laikçi değilim – Kaplan Sözlük
laikçiler detaylı düşünmez, geçici çözüm arar. din ve devlet işlerini ayırmak adı altında kültür ve geleneklerimizi, yani kimliğimizi silmek ve yok etmek isterler. samimi bir hareket değildir, genellikle kadınları ve dini özgürlükler çerçevesini kullanarak türk kültürüne saldırırlar. modernite adı altında kendine yabancı bir toplum modeli hedeflerler. uzaktan bakınca iyi görünürler ama özleri temiz olmadığı için türk halkı bunlara güvenmez, fırsat vermez. hatalarından ders çıkarma kültürleri yoktur, yanlışımızın da arkasındayız kafasındadırlar.
bu kurumun birinci öncelikte yapması gereken şeyh, derviş, tarikat gibi örgütlere fırsat vermemek gelin dini din olarak öğrenin, din olarak yaşayın demeli. ne yazık ki bizim diyanetimiz bundan çok uzak.


savastanrisi
halifelik son derece karşı olduğum bir makam, papalıkla bir tutulmamalı dememin sebebi devletin iç ve dış işlerine karışmasıydı ülkenin etnik ve demografik yapısı buna çok uygun çünkü.

ancak diyanet işleri bakanlığı gibi bir yer olmalı her ne kadar rezalet bir kurum da olsa günün birinde düzelmesi ümidiyle. zaten fuzuli olsa atatürk kurdurmazdı.

soap
peki bir dost olarak sorayım bizde halifelik makamı olsa senin buna tepkin ne olur ? şahsen ben politikayı etkiliyor mu etkilemiyor mu ona bakarım. hatta bana kalsa hükümeti desteklemek için araç olarak da kullanırdım. orduyu da sistemi de dini akımlardan zaten arındırmak gerek ama bunu yaparken gördüğümüz her müslümana da orospu çocuğu muamelesi yapmayalım. evet ordunun şu anki görüntüsü hoş değil, bana kalırsa terörden çok iç meselelerle uğraşan balodan baloya koşan batılı kimliği benimsemiş bir ordu görüntüsü de hiç hoş değildi.

savastanrisi
zaten laiklik anlayışın din denen olguyu ortadan kaldırmak olmamalı. bahsini geçirdiğin türkiyede halifelik olsaydı ne olurdu sorusuyla, türkiyede diyanet işleri başkanlığı olmasaydı sorusu aynı kapıya çıkıyor( her ne kadar görevini rezalet bir biçimde icra etse de) çünkü dünyada, türkiyede inanan insanlar da var hala. eğer japonyada semavi bir din olsaydı ve öğretileri bizimkilere benzer olsaydı ve inanan insanlar olsaydı seni temin ederim onlarda da benzer oluşumlar olurdu verdiğin örnek laikçilikle ilgili bir mesele değil başlı başına o coğrafyanın şahsına münhasır bir mesele adamlar tarihin hiçbir döneminde dine gereken önemi vermediler.


konuya dönecek olursak bir ateist olarak söylüyorum bunları sana; toplum sözleşmesinin temelinde inanan insanların da ihtiyaç ve isteklerini gözetmek yatar bu demek değil ki türkiye bunu güzel yapıyor haklısın türkiye bu konuda kendi açısından pozitif ayrımcılık yapıyor. ama avrupa bunu yapması gerektiği gibi yapıyor. papalık tabii ki olacak veya kilisler tabii ki olacak çünkü artık kültür haline gelmiş meseleler bunlar ve hala inanan insanlar var halifelikle eşdeğer tutulamaz. ve hatta senin tengrizm istemen kadar doğal. kendi halinde takılan bir oluşum nihayetinde hangi devletin dış işlerine müdahale ettiğini gördün şimdiye kadar.


velhasıl kelam önermesini sunduğun şeyi faaliyete geçirmek yumurta ararken kazdan olmaya benzer.
laikliğin beş para etmez bir terim olduğunu anladığınızda her şey için çok geç olacak atatürkün yaptığı en büyük hata bunu türklerin başına bela etmesidir.

soap


avrupada başarıyla uygulandığı varsayacağımız bu sistem bizim laikçilere göre ne kadar başarılı onu tartışmak gerek. çünkü papalık diye bir makam hala var, dini örgütlenmeler hala var, kiliseye ait özel okullar bile var. bunun dinden uzak insanların hayatı üzerindeki etkisi ne ? hiç. peki türkiyede halifelik diye bir makam olsa, camilerin kendi okulları olsa ne olur ? elbette bir kesim hepsini yok etmek isterdi. zaten bir kere o okulların hepsi devlet karşıtı insanlar yetiştirir halifelik makamı da cumhurbaşkanına rakip olurdu. ilk entryde bahsettiğim it dalaşı işte tam olarak bu oluyor. bu it dalaşının gerek demokrasinin gerek de islamın türk dna'sına uymamasından kaynaklandığı bariz olduğundan, avrupanın burada bizden önde olduğunu kabul etmek zaruriyet oluyor.

ama her ne kadar avrupa devlet yönetme hususunda laikliğin ekmeğini yese de sistemi dinden tamamen arındırmak muhafazakarlığın öldüğü başıboş bir toplum yaratılmasının önünü açtı sonuçta. bugün bunu biz dejenerasyon olarak toplumda görüyoruz. hiçbir semavi dine inanmayan biri olarak söylüyorum ağabey, dini öğretiler asla % 100 boş değildir. evet içinde milyonlarca saçmalık barındırır ama aynı zamanda insanoğlunun tecrübelerini aktarır bu kitaplar. bunların korunması konusunda ısrar ettiği bazı değerler, toplum için gerekli olan değerlerdir. bu zaten evrensel tek bir din olmamasının yegane sebebi.

bizim de orta asyadaki inancımıza ait değerleri koruduğumuz kendimize ait bir iç politika tasarısı olmadan rahat edeceğimiz yok. pek çok kişi bunu garipsiyor ve absürt olarak değerlendiriyor. absürt olan orta asyadan göç edip ortadoğudan din, avrupadan hukuk almak ve bu aşureden ulusuna fayda gelmesini ummaktır. ister inan ister inanma bizim toplumsal problemlerimizin % 90'ı bu yabancılık çektiğimiz şartlardan kaynaklanıyor. zaten anayasa olmasına rağmen uygulayamıyoruz, dinimiz var ama yaşamıyoruz ya. işte bundan.
ayrıca skolastik dönem sonrası avrupa bunu uygulamasaydı şu an avrupa değildi. ve hala başarıyla uygulamaya devam ediyor.