Gece ara sıra gördüm kafamı amcıklatan ama sabah uyandığımda bi sikim hatırlamayıp o neydi aq dediğim rüyalardan gördüm. Karnım çok açtı. Bugün sik sik beslenicem. İşe geldim ve herkes bir miktar keyifsiz ayrıca sabah her yer sivri sinek kaynıyodu.
bütün insanlık tarihi bir avuç high iq insanın birbiriyle çatışmasından ibaret.
bir avuç high iq insanı ortadan ikiye böl, bir tarafta toplumun genelinin güdülmesi gereken aptal koyunlar olduğunu realize eyleyen ve bundan çıkar sağlayan veya toplumu istediği şekilde yönlendiren üstadlar, diğer tarafta ise entelektüeller var bunlar toplumun güdüldüğünü görüp toplumu adam etmeye, sistemi değiştirmeye çalışırlar her zaman, ama toplumun doğası gereği çoğunluk low iq koyunlar olduğu için yine doğası gereği güdülmeye mahkumdurlar ve alan satan memnun durumu vardır.
bu entelektüeller çoğu zaman eğitmeye çalıştığı toplumdan dışlanır ve hor görülürler. bu high iq tiplerin toplum kavgası her zaman olacaktır çünkü toplumun dağılımı her anlamda çan eğrisinden başka bir şey değildir ve değişmez.
bundan dolayı bir çıkarınız yoksa veya gerçekten zevk almıyorsanız toplum ile ilgili herhangi bir konuya kafa takmak, toplumu eyitmeye, değiştirmeye çalışmak gülünçtür ve hiçbir zaman işe yaramaz vaktinizi çöpe atarsınız.
buna karşı sunulabilecek muhtemel argüman da insanların kar tanesi, çok özel varlıklar olması. buna cevap verilmeye bile değmez o yüzden siktir ediyorum direkt.
sevgili günlük bugün am sikemediğim 167.gün, çok azdım kısa süre için en kötü dayanamayıp ya sekskort sikicem yada eski sevgilimi gatakulliye getirip sikicem. kendime sikişmek için son 30 gün mühlet verdim.
Kadınları burç konusunda nasıl darlarım diye düşünüyorum görsel
Az önce yanıma siyah bir araba yanaştı. Camı açtı içinde siyah takkeli uzun sakallı bir adam radyoda ilahi açık. Radyonun sesini kısıp ‘kardeşim gel şuraya gidiyorum oraya gidiyorsan seni bırakayım’ dedi. Nasıl tutturdu bilmiyorum ama nokta atışı gideceğim yeri söyledi mk. Tabi tutturmuş olsa bile oraya gideceğimi ona söylemedim. Yok abi sağ ol diye 3 kere reddetmeme rağmen her seferinde tekrar sordu. Arabaya bindiremeyince sinirli bir şekilde camı kapatıp gitti. Ya götümü sikecekti ya da dini propaganda yapıp beni cemaatlere çekmeye çalışacaktı ve orada götümü sikecekti. Yani Her şekilde göt gidecekti.
2 yaşında anam babam ölmüş trafik kazasında onun bunun yanında yetim büyüdüm. bir gün belediye festivaline şarkıcılar geldi 16 yaşımda falandım ses sahne işini yapan adamlardan iş istedim iş verdiler siktirip gittim kaldığım şehirden. 81 ilin 20 sinde yaşamışımdır her sene bir yerde yaşadım oradan oraya gittim bütün hayatımda kolon taşıdım ışık taşıdım. lise sonda bir kızla tanıştım hoşuma da gitmişti çok güzel biri değildi ama onun da anası ölmüştü babası ve üvey annesiyle yaşıyordu birbirimize ısındık sonra ben yine şehirden şehire sürüklendim durdum. 5 yıl önce buna bir mesaj attım nasılsın diye o zaman siki yedim. benim olduğum yerle aramızda 8 saat yol vardı gittim yanına işin kısası sevdik birbirimizi 4 yıl geçirdik. kız bana yalvardı durdu beni al beni iste diy ama bende ev yok araba yok para yok sikerine yaşıyorum günlük. kimsem yok 1 lira isteyecek kimsem yok. ne yüzük alabildim ne bilezik babasından istemeye yüzüm yok kız evlenme bile teklif etti bana ama para yok. babası gitti kızı zengin piçin biriyle nişanladı. yerel marketleri var babasının çağdaş marketleri gibi. kız lavuğun sikinde bile değildi nişanlı olduğu süre boyunca bile görüştük hiçbir zaman görüşmem demedi. sikik sokuk otel odalarında bazen 1 gün bazen 1 saat geçirmek için 8 10 saat yol gittim.
hayattaki tek kimsem oydu. başka kimsem yok görüştüğüm akrabam yok konuşacak 1 arkadaşım yok bütün arkadaşlarım ya trafik kazasında ya maddeden vs. öldü. ne zaman hasta olsam bir sıkıntım olsa bu kız bana 1 dokunsa bütün sıkıntım derdim geçiyordu. sesi melek gibiydi, gözleri normalde kahverengi güneşte yeşil oluyordu. nişanlandıktan sonra lavuk askere gitti 1 seneye yakın öyle rahat görüştük. bütün iş arkadaşlarıyla falan tanıştım kimse hiçbir şey çaktırmadı ailesine sevdiğimi biliyorlardı çünkü.
1 sene önce avm çıkışında belediye otobüsünün altında kalıp öldü. o zamandan beri bende öldüm. yine tek başıma sik gibi kaldım. haftanın 5 günü içiyorum. hiç aklımdan çıkmıyor ne zaman başım sıkışsa hep sesini elini hissediyorum keşke yanımda olsa dokunabilsem sarılabilsem diyorum. unutmak istiyorum gece rüyama girmese sabah gözümün önüne geliyor. böyle böcek gibi yaşamayı hak edecek ne yaptım diye düşünüyorum. sahne kurma işini bıraktıktan sonra matbaada çalıştım solvent solumaktan akciğer hastası oldum. sinek gibi vızıldıyorum nefes alırken. her sabah 6 da uyanıp sike sike işe gitmek zorunda olduğum için artık kendimi camdan atmak istiyorum. hiç kimsem kalmadığı için daha fazla yaşamak istemiyorum. böyle bir duruma gelmiş anon varsa bu nasıl geçer tavsiye istiyorum. yaşamaktan çok yoruldum artık zor geliyor.
up
kısa süreli girdiğim iş yerinde yaşları 20 ile 40 arasında değişen 15 kadın 20 erkek vardı. ilk günlerde herkese yaptıkları gibi bana da temkinli yaklaştılar ama düzenli, temiz, dikkatli ve disiplinli çalıştığımı görünce kısa sürede herkesin güvenini kazandım.
iş saati yaş fark etmeden herkese hanımlı beyli hitaplarım, molada abi abla kanka kardeşim samimiyetim. öyle iyi oldum ki 35 yaşındaki kadın şefim her gün "keşke kadroya gelsen, keşke gitmesen, keşke bizle çalışsan" demeye başladı. diğer bölümlerin şeflerine yayıldı. sonra patrona gitti
>neden bunu işe almıyoruz?
>müdürüm böyle böyle durumu var o yüzden gitmesi gerekiyormuş maalesef
her gün ama her gün şeften "keşke gitmesen keşke gitmesen". sonra başkaları da başladı. güvenlerinin yanında başka şeylerini kazandıklarım da varmış. doğulu bi kadın sürekli "keşke seni kızıma alsam. yakışıklısın, ağır başlısın, seni çok beğeniyorum" demeye başladı. iki tane abla sürekli ne kadar şık giyindiğimden bahsetmeye başladı. yaşıtlarım ve küçükler gülümseyerek bakışlarını kaçırmaya başladı.
sonra kadınların arasından bi tanesi sıyrıldı. mekanın küçük şirin ve dolgun ponpon kızı. bir şey verirken uzattığı şeyi eliyle öyle bir sarmış ki eline dokunmadan almak mümkün değil. yine elimden alırken elimin üzerinde parmak sürmeye başladı. bunları ilk başta önemsemedim, normaldir dedim, her iş yerimde gördüğüm şey alıştım. dar bi geçiş alanını nerdeyse tamamen kapatmış çalışırken bu kız kolay olan yerden geçmektense bilerek benim olduğum yerden geçmek istiyor, geçerken bacaklarını bacaklarıma, ellerini omuzlarıma sürterek geçiyordu. kız sağımdayken, solumdaki bir şeyi almak için adım atıp almak yerine belime sarılıp uzanıp alıyordu. yanımda çalışırken kalçasını değdiriyordu, önüme uzanırken memesini sürtüyordu. ellerim yanımda dururken yanımda götü elime dönük eğilip bir şey alıyordu, elle beni der gibi. bu kız o kızlardandı ama tam değildi. hani tam o kızlardan değildi. bu tipi daha önce de görmüştüm ama tam o tiplere benzemiyordu. bu kız herkesle samimiydi ama bunları herkese yapmıyordu. bunu fark ettiğimde en de ona yapmaya başladım. o ana kadar hiç heyecanlanmıyordum ama ne olduğundan emin olunca, ben de kendimi saldım ve o zaman heyecanlanmaya başladım.
arkasında olduğumda omzuna, sırtına, beline dokundum. bir şey verirken elini tuttum kaldırdım, vereceğim şeyi eline koyup sıktım. bunu gördüğümde hep gülümsedim, o da artık hep gülümsüyordu. herkesin içinde bana özel günaydın demeden işe başlayamıyordu. sarılmalar eğilmeler dokunmalar derken herkesin içinde numara yazma yerini açıp telefonu önüne koydum. numara almakta hiç çekinmem. telefonu koydum şaşırmış numarası yaptı. boşluğu doldur dedim. benim son günüm 3 saat mesailik iş çıktı. kalma zorunluluğum olmadığı halde şef ablanın ricasıyla kaldım. herkes çıktı, şef ve ponpon kız dahil birkaç kişi kaldık. yine dokunmalar falan. güneş battı, ortam hakkatten soğumaya başladı. kızın eli çatınca ellerinin buz gibi olduğunu fark ettim. üşüyor musun dedim elini tuttum hakkatten kız buz gibiydi. ortam çok azcık soğumuştu, hareket de ediyorduk ama kız donmuştu.
çık saati geldi, herkes gidiyorum diye üzgün. hep birlikte dışarıya yürürken ponpon kız hep yanımda hiç ayrılmıyordu. çıkmadan son ışığı kapattığımızda zifiri karanlık olunca yapıştı koluma. herkes flaş açınca ayrıldı. şef abla hala "keşke gitmesen keşke gitmesen" bunları taksiye koyup göndericeğim ama kız hiç gitmek istemiyor gibiydi. hava buz, yorulmuşuz zaten şu an olmaz düşüncesiyle kıza takılma teklif etmeden taksiye bindirdim. kız menzilden çıkana kadar gözlerini hiç ayırmadı.
menzilden çıkınca mesaja başladım işte vardın mı gittin mi. şimdi bundan sonra ne olacak. bu filmi daha önce 3 kez yaşadığım için ne olacağını biliyorum. benim adımımla buluşmaya başlayacağız, sevgili olacağız, en geç üç haftada bir görüşme ve 2 sene içinde ayrılık.
bu da böyle bir anımdır/blogumu okumadığınız için teşekkürler