sevgili günlük – Kaplan Sözlük
yaş 29, tecilim bitti. yedek astsubaylığı seçtim. gemi makineleri işletme mezunuyum ama gemiye hiç çıkmadım. sonuçlar 1 şubat'ta açıklanacak. denizci olur, piyade olur, takım komutanı olur fark etmez, askerliğimi yedek astsubay olarak yapmak istiyorum. bu yaşıma kadar biiiir sürü farklı işte çalıştım, bu işi de yapmak istiyorum. iş hayatımda edindiğim tecrübeyi askerlikte kullanarak iyi bir tsk personeli olacağıma inanıyorum. acemilik sonrası luk dilime girersem görev yerimi seçme hakkı kazanacağım. komutanıma sorup en zor yere gitmek için gönüllü olacağım. diğer yedek astsubayların itiraz etmeyeceği bir şey olacağından arzum kabul edilir. zor işlerin adamıyım. hadi eyvallah.

bir gün ilkokul arkadaşlarımla bir akşam yemeğindeyiz. bir yaz akşamı. up uzun bir masa. herkes eşini de getirmiş. bir ara masanın tadı kaçıyor. herkes ümitsiz coğrafya kaderdir diyor. onlara bu hayatı yaşamayı bilmediklerini ve kendi hayatım olduğu gibi dizisi yazılsa utanıp sıkılıcağımı bir kenara bırakırsak gayet iyi bir hayat yaşadığımı en azından bundan utanmayacağımı falan söylüyorum. iyi veya kötü en azından bu hayatı gerçekten yaşadığımı belirtiyorum. tanrıya karşı vereceğim hesaba ve onun da benim için verdiği karara tevekkül ettiğimi söylüyorum. eğer başaramıyorsanız kızıl elmanızı yeterince istemiyorsunuzdur diyorum. erol var bizim. ateist olduğu için yarak kürek bir çıkışla muhalefet ediyor. erol diyorum. kaf dağını da kuşlarını da bilirsin. sadece inanlar başarır. sen istesen de istemesen de rüzgarı bizi oraya götürüyor. daha sonra karıma dönüp bakıyorum. saçları kızıl ama beyaz teninin üstünde mortica addams gibi bir tarzı var böyle. kızıl diye sesleniyorum ona ve bir şiir okuyorum. deliler gibi bakıp, deliler gibi kahkahalar atıyorum. insanlar bana garip gözlerle bakmaya başlıyor iyice. onlara aklın deliliğin üzerine geçirilen ateşten bir gömlek olduğunu söylüyorum. sadece bu bilgiye sahip olanların gömleklerinin düğmelerini açtığını. karımın güzelliğine tekrar baktıktan sonra gömleğimin düğmelerini tekrar ilikliyorum. bu düğmeleri kimin için iliklediğimi biliyorum diyorum sesli bir şekilde. insanlar hala etrafımdayken bir roma imparatoru gibi hissediyorum. üzerimde mor bir kuşakla ve bir toga var artık. dönüp karıma ve güzelliğine tekrar bakıyorum. omzuna bile varmayan kısa ve kızıl saçları mükemmel. suratında çok ince bir gülümseme var. herşeyin farkında. imparatoriçe her şeyi biliyor. herkesten daha iyi bir şekilde. benden bile daha iyi. gömleğe rağmen deliliğinin ateşi gözlerinden fışkırıyor.

rüyamda white house down filmindeki bu karakterle (Martin) beraber bi operasyon yürütüyordum. bu karakterin filmde gri giydiğini hatırlamıyordum ama görünen o ki bilinç altım unutmamış. filmde nasılsa rüyamda da öyleydi. Martin, bi spec ops askeri ve ben. hangi ülke bilmiyorum, helikopterle bi ülkenin beyaz saray gibi ana binasına gidiyoruz. helikopterin kapısına oturmuşum ayaklarımı dışarıya sallanıyor. resimdeki karakter yanımda, telsizden operasyonu yürütüyor. aşağıda sokakta bmp1 leri görüyorum, bize koruma sağlayacaklarmış.

helikopterden iple en üst kata iniyoruz. başlıyoruz taramaya. düşman askerleri masalarlı yatırıp siper yapmışlar. çıkanı bu yanımdaki iki karakter aimbot varmış gibi çat çat indiriyor. efsane gidiyorlar. ben şu anki silah bilgimle gidiyorum. napıyoruz biz falan diyorum, adamların profesyonelliğine şaşırıyorum. john wick gibi şarjör değiştiriyorlar, çat çat anında. üçüncü kattan adamları süpüre süpüre zemine iniyoruz. bu arada her yerden silah sesleri geliyor. içerden dışardan, alt kattan… zemin kata indik, bizim adamlar çıkışı tutmuş, bizden kaçanları vurmuşlar. zemin kattan gizli bi geçişle yer altına ineceğiz. gizli geçitten sendeleyerek gelen yaralı adamları görüyoruz. Martin, "bunlar Kılıçdaroğlu'nun adamları" diyor. o an iyi tarafta mı yoksa kötü tarafta mı olduğumu sorguluyorum. yaralı adamlar yanımızdan geçip bizim adamlara doğru sendeliyor. gizli merdivenden inerken başımı çevirip adamlara bakıyorum. bizimkiler adamlar tarıyor, "no survivors".

öldürülen bu survivorlar merdivenden çıkarken silahlarını düşürmüşler. bizim de cephanemiz bitmiş. bunları yerden toplayıp duvara diziyorum. 10 tane uzun kısa karışık silah. kafamı çeviriyorum yerden şarjör almak için, Martin'le öbürü hemen en uzun iki Ar-15 model tüfeği almışlar, şarjör değiştirip gidiyorlar amına koyim. diğer silahların mermileri yok. içimden "hassikiyim" dyorum boş tüfekle peşlerine takılıyorum. bu ikisi bizim askerlerin barikatında siper alıyor. son bi kapıdan gireceğiz. başkan sanırım burda. çok sağlam bi kapı ve beni bekliyorlar. merdivenin dibindeki boşlukta 10 adet civarı tüfek nizami bi şekilde yere serilmiş. hemen eğilip giriyorum. sağlam tüfeklerin şarjör kapasitesi az, küçük tüfeklerin 30'lu stanag şarjörlerini alıyorum, büyük tüfeğe takıyorum. yedek şarjörleri yeleğimdeki ceplere koyuyorum. bi kafamı çevirip bakıyorum, Martin hazır mıyım diye bana bakıyor. son şarjörü de alıp ayağa kalkıyorum ve uyanıyorum amına koyim.

kadınlara kapalı giyimnot necessarily türban çok yakışıyor. dekolte vermeyen kadınları daha asil buluyorum. çok yakışıklı bir erkek olduğumu, bir ortamda kızların beni açık giyimle, frikikle vs. etkilemeye çalıştıklarını ama benim onlara dindar olduğumu ve yüz vermediğimi ima ettikten sonra daha kapalı giyinmeye başladıklarını zihinliyorum. sonra böyle çok daha güzel oldunuz diyorum.

peki reelde böyle bir şey olabilir mi? bir ortamdaki tüm yakışıklı, uzun, zengin, kısacası ideal erkekler aniden dindar olsa kadınlar değişim geçirir mi? kadınlar onları iffetleri ve hanımefendilikleri ile etkilemeye çalışırlar mı?
28 yaşındayım işim gücüm var. annem babam beni bossluyor amına koyim. sağa sola çekmeye çalışıyorlar. uyuz olduğumu biliyorlar, bile bile yapıyorlar. 10 yıldır bu sorunu çözmeye çalışıyorum ama tam anlamıyla beni siklemiyorlar. siktir olup gidicem amına koyim, acayip zor tutuyorum kendimi.